SEJAAN M. AZZİ / KATAEB PARTİSİ BAŞKAN YARDIMCISI / TUNUS
SEJAAN M. AZZİ: Ben, Lübnan Kataeb Partisi, Başkan yardımcısıyım Ortadoğu’daki en büyük politik partilerden biridir. Başkanı Eski Lübnan Devlet Başkanı Emin Cemayel’dir.
Hükümetin daveti üzerine bu konferansa katıldık. Bu vesileyle Sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu açılış konuşmasını dinleme imkanımız oldu. Konuşmanın geneli Arap dünyasında yaşanan trajedinin bir özetini koydu. Bu noktada Arap halkının diktatör rejimlerden kurtulmaları ve özgürlüklerini kazanabilmeleri yolunda Türkiye’nin üstlendiği role güveniyoruz.
Biliyorsunuz Sayın Cemayel de bir konuşma yaptı ve Türkiye’ye aktif bir yol üstlenmesi için çağrıda bulundu. Özellikle Sayın Erdoğan’ın 2010’daki konuşmasına bir gönderme yaparak, Arap dünyası ve Müslüman toplumlara bir araya gelmelerini, laik, dindar bir birlik oluşturmaları ve farklı mezheplere mensup Müslümanların ortak bir diyalog içerisinde bulunmaları çağrısı yapan Suudi Arabistan Kralı Abdullah’a da bu konuda inisiyatif kullanması ve uygulamaya koyması yönündeki dileklerini dile getirdi.
Bir şeyi göz ardı etmemek lazım; Müslüman dünyası Şii ve Sünni ayrılıklar yüzünden zarar görüyor. Müslümanların özgür, demokrat, çoğulcu bir dünyaya sahip olabilmeleri için bunları aşmalarını diliyoruz. Çünkü insan tüm bunların üstündedir, çok değerlidir.
Sevgi üzerine, dostluk üzerine bir birlik çok güzel olur. Ben halklar arası dostluğa aşırı önem veren biriyim. Ama sevgi dostluk için nefret duvarlarının yıkılması lazım. Ne yazı ki Arap dünyasında, Suriye, Irak, Yemen, Mısır’da yaşananlara bakın. Daha önceki Lübnan’a. Öfkenin yoğunluğu ne yazık ki sevgiyi eziyor. Araplar dostluktan bahsediyor ama pratikte ön planda öfke var. Biz bu uyanmanın başladığına seviniyoruz, hoş geldin diyoruz.
Araplar 50 yıla yakındır süren diktatörlüğün gölgesinden çıkıyor. Önce lokal diktatörlük, ardından Batı emperyalizminin diktatörlüğü. Ama bu yükseliş, sizin de ifade ettiğiniz gibi bir uyanış radikalleşmeye veya aşırıcılığa değil, demokrasiye doğru bir yürüyüş olmalıdır.
Biz askeri bir diktatörlüğün başka dindar bir görünüm altında değiştirilmesini de tasvip etmiyoruz. İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi olsun. Biz dinlere saygılıyız. Ancak dinin, devletin işleyişine hakim olması gerektiğini düşünüyorum.
Din; erkekler, kadınlar, toplumun hayatında etkili olabilir, ama devlet mutlaka laik olmalıdır. Sizler, Türkiye, bu konuda örneksiniz; hem inançlı olmak hem de laik bir ülkede yaşamak. İki olayın İslam’ın imajını zedelediğini düşünmüyorum; belli bir kesime karşı bir tür savaşı başlatan 1979 İran Devrimi. Humeyni’nin yönetimindeki devrimin yapıldığı ilk yıl İran “terörizm” silahını kullandı. Batı dünyasında birçok ülkede suç operasyonlarını da gördük.
İslam imajını zedeleyen ikinci olay ise, El-Kaide anlayışıdır, diğer değimle Selefiler’dir. Savaşa dayalı cihat yanlıları tarafından temsil edilen aşırıcı Sünniler. Ama tabii ki Şii demek Humeyni yanlısı ya da Sünni demek Selefi olmak anlamına gelmiyor.
Sizin varlığınız başlı başına bir barış mesajı zaten. Ortadoğu’nun görsel ve işitsel anlamda sizinki gibi bir kanala ihtiyacı var. Böyle bir kanal ulusal ve sosyal hayata bir artı katıyor. Ben Türkiye’nin şu an bölgede çok önemli rol oynadığına inanıyorum.
Bir yandan askeri gücü yüksek, ancak diğer yandan sorunları yoluna koymak için diplomasi, uzlaşı, barış ve iletişim yolunu kullanıyor. Türkiye, bir ülkenin güç olarak silah yerine diplomasi ve diyaloğu nasıl benimseyeceği açısından Arap ülkelerine çok önemli bir örnek.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500