Resulullah zamanındaki münafıklar da hep hırsızlık yapıyorlardı.

Adnan Oktar’ın 8 Haziran 2016 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Resulullah (s.a.v.) zamanında da münafıklar hep hırsızdı. Hep gaspçı, ahlaksızlardı. Müslümanların hep malını mülkünü çalma eğilimindeydiler. Zaten onların yapısında o vardır. Ama onun alt yapısını yaparlar. Her şeyin alt yapısını yaparlar. Mesela Dırar mescidini kurdular orada homoseksüellik yapıyor adamlar, ahlaksızlık yapıyor ama Allah için oraya toplandık diyorlar. Ve buraya hiç kadın girmez diyorlar. Bak onların münafıkların Tume bin Ubeyrik malı çalıyor ben çalmadım diyor. Kim çaldı? Diyor. “Orada bir Musevi var o çaldı” diyor. İftira atıyor adama. Bin bir türlü dalavere yapıyor, Müslümanların yanından kaçıyor yakalıyorlar, başka yere başka bir grubun içine giriyor orada da yine ahlaksızlık yapıyor, orada da en son bir ticaret kafilesinin içine giriyor orada vurgun yapıyor. Adamlar da bu çöl adamı tabii bunu yakalıyorlar feci şekilde döve döve öldürüyorlar. Münafık Müslümanların içinde yaptığı pisliği, ahlaksızlığı küfrün içinde de çok rahat yapacağını zannediyor. Her yerde yaparım diyor halbuki Müslüman Allah’tan korktuğu için şefkatli. Ama bak Allah kürün içinde helak ediyor. Bak döve döve öldürüyorlar orada. Küfür acımasız. Müslümanların içinde alışmış hırsızlığa bir mahsur görmüyor. Ama bak küfür onu feci şekilde işkenceyle öldürüyor. Akıbetini Allah çok feci hale getiriyor. Delil de oluşturuyor bak sahtekara bak. Şimdi un çuvalını alıyor o malın çalındığı yerden itibaren unu döke döke Musevi’nin evine kadar götürüyor. Oraya da bırakıyor. Şimdi inandırıcı bir delil oluşturduğuna inanıyor. Çok oyuncudur münafık, iftirası şedittir onun için çok iyi dikkat etmek lazım münafığa. Bak delil oluşturuyor görüyor musun? Onun için bir mal çalacağı vakit münafık zeminini yapar. Yani hırsızlık yapacağı vakit zeminini yapar. Buna çok dikkat etmek lazım. Samiri’de de var, o Tume bin Ubeyrik isimli münafıkta da var bir çok münafıkta aynı olayları görürüz. Ve iftiracı da olduğunu görüyoruz. Mekke’ye kaçıyor orada dinden dönüyor. Önce Sülafe binti Sad, Sad’ın kızı Sülafe adında bir kadın yanına inmiş sonra Selimoğulları’ndan Haccad bin Allad adında birinin yanına gitmiş. Orada da hırsızlık yapmış. Oradan bunu kovmuşlar. Daha sonra yine hırsızlık için bir evin duvarını delerken duvar yıkılmış altında kalmış. Bak kepazeliğe bak ahlaksızlıktan başına gelen belalara bak. Münafığın bütün hayatı öyle pislik, bela, çirkeflikle doludur. Yani hayatı lağım gibidir. Sonra ölmemiş Mekke’den sürgün etmişler bunu hırsızlık yaptığı için. Araplardan bir tüccar kafilesine karışmış, onlarla karşılaşmış ben tüccarım gibi kendini tanıtıp onların içine girmiş onlardan da mal çalmış. Adamlar da bunu feci şekilde döve döve öldürmüşler. Yani büyük bir işkenceyle öldürmüşler.