Müslümanlar ‘Vicdanları’, Münafıklar ise ‘Mantıkları’ ile Hareket Ederler

Müslümanlar ‘Vicdanları’, Münafıklar İse ‘Mantıkları’ ile Hareket Ederler:

Müslümanlar ile münafıkların hayatlarının her anı birbirlerinden tamamen farklıdır. Bunun en önemli göstergelerinden biri, inananların ‘vicdan’larıyla, münafıkların ise ‘mantıkları’ ile hareket etmeleridir. Müslümanlar karşılaştıkları her olayda, alacakları her kararda, atacakları her adımda, söyleyecekleri her sözde, her düşüncelerinde, her seçimlerinde vicdanlarının sesine kulak verirler. Münafıklar ise tüm bu aşamalarda hep dünyevi hesaplar yapar ve her şeyi kendi çarpık mantıklarının süzgecinden geçirerek hareket ederler.

 

İnsanın ruhunda iki güç sürekli mücadele eder. Vicdanıyla mantığı. Müslüman da vicdan her zaman galiptir. Ancak münafık iman ruhu ile hareket etmediği için gelecek korkusu, insanların rızası, makam mevki hırsı, hainlik planları gibi hesaplar nedeni ile vicdanını kapatır.  

 

Oysa Allah her an insanın vicdanına vahyeder ve samimi müslamanlar da vicdanına uyar. Vicdan kullanmadan mantıkla hareket etme alışkanlığı ise artık bir Müslüman için bitmiştir.

 

Bunun aksinde; bir insanın iman ettiği halde hala Kuran ahlakı ve vicdanı yerine, mantığıyla düşünüp hayatını bu doğrultuda yönlendiriyor olması, onu münafık karakterinde bırakacak ve samimi iman etmesine engel olacaktır.

 

Vicdanın Allah'ın ilhamı olduğu Kuran-ı Kerim’in Şems Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:

Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10)

 

Vicdanına uyan bir Müslüman çoğu zaman bir çok riski de göze alıyor demektir. Bunu ona sağlayan da güçlü derin imanıdır. Münafığın ise canı tatlı olduğu için, asla böyle bir sorumluluk altına girmez.

 

Örneğin bir müslüman bir mazlumu koruduğu için mal kaybına uğrayabilir, işini, makamını, çevresini kaybedebilir. Ancak Allah’ın rızasına göre hareket ettiği için mantığı ona kendini korumasını söylemesine rağmen o Allah’ın rızasını seçer.

 

Mesela Darwinizm, İngiliz derin devletinin koruması altında olan dünya çapında bir deccal hareketi.  Ancak Sn Adnan Oktar tek başına fikirle ortaya çıkıp, bilimsel delillerle bu deccal sistemine karşı mücadele verdi. Elbette ki bu başarının Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın güç vermesiyle olduğunu bilerek bunu yaptı. Kendi gücüyle değil, Allah’ın gücüyle yaptığını bilerek. Bunun için sadece vicdanını kullandı. Mantığını kullansa bunların hiçbirini yapamazdı.

 

Mantık ise insanı helak eder. Hem dünyasını hem ahiretini karartır. Ancak münafıklar kendilerini çok uyanık zannettikleri için böyle durumlarda mantıkları ile hareket ettikleri için kendilerini büyük karda sanırlar. Oysa bu ahlakları vicdanlarının tamamen körelmesine, insanların kendilerinden uzaklaşmasına, kazanç zannettikleri her şeyin kendilerine belaya dönüşmesine sebep olur.