GERÇEĞE YÖNELİŞ - 9 ŞEYH HÜSAMETTİN
SUNUCU: Sevgili izleyiciler. Gerçeğe Yöneliş programına hoş geldiniz. Bugünkü konuğumuz, Şeyh Nazım el-Kıbrısi Hazretleri’nin vekillerinden Şeyh Hüsamettin Mayer. Sorularımızı Şeyh Hüsamettin’e yöneltiyoruz.
Şeyh Hüsamettin, öncelikle bize röportaj imkanı verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.
Hemen şu soruyu sormak istiyorum. Siz haftada 5 gün hapishaneleri ziyaret ediyorsunuz. Wiesbaden’deki mahkumlarla ilgileniyor, onların sorularını cevaplıyorsunuz. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Evet, bunu 4 yıldır yapıyoruz. Önce müdürün talebi üzerine başlamıştık. Daha sonra Müslüman mahkumlar içinde bir girişimde bulunulması istendi. Cuma vaazıyla başladık v daha sonra o insanların da normal insanlar olduğunu fark ettik. Ruhsal ve farklı sorunları olduğunu. O kadar ses getirdi ki, Adalet Bakanı bunu iyi bir tedbir olarak görmeye başladı. Tüm hapishaneler çapında yaygınlaştırdı. Dolayısıyla ben haftada 5 gün 3 ayrı hapishanede faaliyet gösteriyorum. Hepsini bir güne sığdırmak mümkün değil. Başlangıçta günde 60-70 kişiyle birden ilgileniyordum. Tabii bu çok yorucu oluyordu. Şimdi birkaç güne bölebildiğimi için çok mutluyum. Çok iyi ve çok da önemli bir iş.
SUNUCU: Aldığınız en etkileyici sonuç ve edindiğiniz izlenimler nasıl?
ŞEYH HÜSAMETTİN: En etkileyici sonuç ve izlenimlerim, insanlar mutlu oluyorsa ve o günleri mutlulukla anıyorlarsa “sen annemiz-babamız gibisin, burada olduğun için çok mutluyuz” diyorlarsa, bu tabii çok güzel bir duygu. Ayrıca işin olumlu bir etkisi olduğunu görmek, insanların manevi anlamda derinleşmelerini, düzenli olarak dua etmelerini görmek çok güzel. Yaptığımız şeylerden çok faydalanıyorlar, suç işlemeyi de terk etmiş oluyorlar. Tabii sonrasında neler yaptıkları da bakmak gerekiyor.
SUNUCU: Hapisten çıktıktan sonra da bağlantınızı devam ettiriyor musunuz? İslamiyet’i yaşamaya devam ediyorlar mı?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Evet, bazılarıyla görüşüyorum. Her zaman aynı olmuyor tabii ki bu. Bazılarıyla zamanla bağlantı azalıyor. İçinde bulundukları çevreye göre değişiyor. Bazıları beni her hafta arıyorlar. Hatta bazılarının evlenmelerine ben vesile oluyorum. Kimisiyle düzenli bağlantı halindeyim. Kendileri için dini bir disiplin geliştirenler çok iyi durumdalar. Bu önemli.
SUNUCU: Peki sizin İslam ile ilk karşılaşmanız nasıl oldu?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Ben OdenWald adlı bir yerde büyüdüm. Çocukken İslam ile karşılaşmamıştım. Okulda 2-3 Türk arkadaşım vardı, sanırım Alevilerdi. Aslında benim İslam’la ilk karşılaşmam tabiri caizse tam anlamıyla tevafuk oldu. Jamaika’ya uçmak isterken Mısır’a indik. Mısır’da beni etkileyen Arapça oldu. Bu dil çok hoşuma gitmişti, çok egzotikti. 80’li yıllardı; o zamanlar Ryan Air ile Marakeş’e uçmak alışılmış bir şey değildi. Gezmek için daha çok Avrupa’ya gidilirdi. İnsanlar daha çok örneğin Macaristan’daki Balaton’a giderlerdi veya Kuzey denize İspanya’ya. Egzotik sayılırdı ama o kadar alışılmış bir yer değildi.
SUNUCU: Tam olarak ne zamandı bu?
ŞEYH HÜSAMETTİN: 1988 yılıydı. Mısır’a iniş yaptık. Karşılaştığımız kültürden dolayı çok şaşkındık tabii. Ama bir o kadar da etkilenmiştik. Bazı öğrenciler vardı, bize sürekli olarak “İslam’ı kabul edin, İslam’ı kabul edin” diyorlardı.
Bana Amerikalı bir öğrencinin İslamoloji okuduğunu anlattılar. Benim de dillere ve kültürlere karşı bir ilgim ve bundan dolayı Arapça öğrenmek istedim. Yazısı da hoşuma gittiği için. Aslında daha önce ekonomi ya da endüstri mühendisliği okumayı hedeflemiştim. Daha sonra üniversite hedefimi değiştirdim. Çünkü kültürlere, dillere ve dinlere karşı olan ilgim yaptığım seyahatlerden dolayı arttığı için. Endüstri mühendisliği yerine etnoloji, coğrafya ve İslamoloji okudum.
SUNUCU: MaşaAllah. Daha önce dindar mıydınız, yoksa seyahatiniz esnasında mı dinle alakanız oldu?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Ben Evanjelik eğitildim. Evanjelik dinine göre. O zamanlar bazı şeyler hoşuma gidiyor, bazıları gitmiyordu. Protestan kilisesinde cemaate kabul töreni zamanında bir yıllık tören dersi yaptığımızda çok ilgimi çekmişti. Hz. İsa (as)’ı tanımaya çalışıyordum. İncil’de çok güzel tasvirler ve Pekçok hikmetli söz var. Ne var ki Hz. İsa (as) ile bir bağ kurmayı pek başaramamıştım. Daha sonra arayışımı ilerlettim. Mezuniyetimden sonra motosikletle Afrika’ya gittim. Kaybettiğim saadetin arayışı içerisindeydim diyebilirim. Yolculuk esnasında çok iyi bir insanla tanıştım. Hala devam eden çok iyi bir arkadaşlığımız var. Afrika’da birlikte aylarca motosiklet üzerinde yolculuk yaptık. Maneviyat hakkında bana çok şey öğretti. Birçok manevi hadise vesilesiyle anladım ki fen bilimleriyle açıklayamadığımız birçok şey gaybda mevcut. Veya şöyle de diyebiliriz; Pekçok manevi gerçek var.
SUNUCU: Şeyh Hüsamettin, Müslüman olduğunuzda aileniz, akrabalarınız veya tanıdıklarınız buna nasıl tepki verdiler?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Dediğim gibi, o zamanlar Burkina Faso’daydım, tanıdığım bu dünyaya adım atıp atmama konusunda kararsızdım. Yani çevremin dışına, ailemden, arkadaşlarımdan uzağa ve çok yeni bir şeye..
SUNUCU: Din ile ilgili mi?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Evet. İnsanlar nasıl tepki verirler diye sordum kendi kendime. Önemli bir adım olduğunun ve öylesine bir şey olmadığının farkındaydım. Ve bunu yapmaya karar verdim. İlk başta kendimi yalnız hissettim. Çünkü Burkina Faso’da Senegal’deki hemfikir olduğum, fikir alışverişinde bulunabileceğim birileri yoktu. Orada doğrudan başaramadım bunu. Annem diyordu ki: “sen senelerce dinle meşgul oldun ve bunu yaptığın da bunun sadece bir adım ilerisine geçmekti.” Evet, aslında benim için çok da şaşılacak bir durum değildi bu. Kardeşimde daha sonra Müslüman oldu. Onunla uzun süre tartışmıştım. Çok entelektüel biridir. O da sonradan Müslüman oldu. Arkadaşlarımın çoğu başlarda benimle muhatap olmak istemediler, uzaklaştılar. Biri dışında. O da benimle hep tartıştı, tartıştı, tartıştı ve sonunda o da Müslüman oldu. Her gün onun adına seviniyorum. Çok güzel bir seçim yaptı, elhamdülillah. Babam da çok meraklı bir insandır. Hatta benimle seyahat etti. İki sefer Kıbrıs’a Mevlana Şeyhimize geldi benimle. Kısacası ailemden yana hiçbir zorluk görmedim. Dediğim gibi yalnızca arkadaşlarım. Zaten arkadaşlıklarda olur böyle şeyler. Bazısı kalıcıdır, bazısı gider. İlgi alanları farklıdır. Hayatta her zaman böyle olacaktır.
SUNUCU: Doğru. Bu demektir ki, bütün bunları tecrübe ettikten sonra karşılaştırma yapma imkanınız da oldu. Kuran’da Hz. İsa (as)’ın (Allah’ı tenzih ederiz) ne Allah ne de Allah’ın oğlu olmadığını, bilakis peygamber, yani Allah’ın elçisi olduğunu okuduktan sonra üçleme inancı hakkında ne düşündünüz? Ve bu konuyu İncil ile karşılaştırdığınızda ne düşündünüz?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Ben öncesinde de babamla hemfikirdim. Babam hep üçlemeye inanmadığını söylerdi. Ben de aynı şekilde inanmıyordum. Teslis inancı her zaman garip gelirdi bana. Bu düşünceye hiçbir zaman katılmıyordum. Benim için Hz. İsa (as) İncil’de de hep bir nevi peygamberdi. Hz. İsa (as) sıfır yılında gelmişse, ondan önce gelen kişiler nasıl oluyor peki siye hep sorardım. Onların farklı bir dini mi vardı ya da yok muydu? Bu hep soru işaretiydi benim için. O yüzden ben her zaman Hz. İsa (as)’ın haber getiren bir elçi olduğuna inandım. İslam’da da böyle zaten. Peygamber Muhammed (sav) de Hz. İsa (as)’ın dediğini söylüyor. Daha açık ve kolay, anlaşılır şekilde.
SUNUCU: Allah bize Kuran’da birlik olmamızı emrediyor. Bütün Müslümanların bir arada olması, İslam Birliği oluşturabilmemiz için birlik olmamız lazım. Bunun için ne yapmamız gerekiyor?
ŞEYH HÜSAMETTİN: Evet, tabii ki o zamanlar Peygamber Efendimiz Muhammed (sav) zamanında nasıl olduğunu düşünürsek, o zamanlar herkes Peygamber Efendimiz (sav)’e odaklıydı. Rol model oydu. Her şeyi bir arada tutan oydu. Ondan sonraki halifenin dahi çözmesi gerektiği zorluklar olmuştu. Ve bence, bu tabii ki en güzeli, en önemli olan, bizim için elzem, en vazgeçilmez olan İslam’da bir birliğin var olmasıdır. Lakin, Şeyh Efendimizin de dediği gibi, ancak bütün insanları birleştiren o modelin var olmasıyla mümkün olacağına inanıyorum. Bu da ancak Seyidina Hz. Mehdi (as) ile olacaktır.
Böylelikle sorularımı bitirmiş bulunuyorum. Bize bu imkanı verdiğiniz, sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ediyorum. Yakın zamanda tekrar görüşebilmek ümidiyle. Allah yaptığınız her şeyde yardımcınız olsun, inşaAllah.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500