Suriyeli kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamak müslüman ülkeler için farziyet taşır - Esra Saraçoğlu

SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK MÜSLÜMAN ÜLKELER İÇİN FARZİYET TAŞIR - ESRA SARAÇOĞLU

ESRA SARAÇOĞLU: Suriyeli kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamak Müslüman ülkeler için farziyet taşır.

Esad kendisine yapılan tüm çağrılara rağmen inadını kırmadı. Suriye 1963 yılından beri Baas Partisi'nin iktidarı altında. 1970 Darbesiyle iktidara gelen Hafız Esad'dan beri Esad ailesi hep başta oldu. Babasının ölümünün hemen ardından devlet başkanlığına adaylık yaşı 34'ten 30'a indirilerek Oğul Beşar Esad adeta bir kukla gibi aday haline getirildi. Ardından da generalliğe terfi ettirilerek Suriye Ordular Komutanlığı'na atandı.

Baas Partisi kongresinde 12 kişilik yönetim kuruluna alındı. Adaylığı parlamentodan onaylanınca referandumun ardından Beşer Esad, 2000 yılında devlet başkanlığı koltuğuna bir daha kalkmayacak şekilde oturdu. Bu oturuş Suriye'yi yıkıp mahvedecek bir diktatörün oturuşuydu. Yıl 1999, Baba Hafız Esad, halkın yüzde 100 oyunu alarak tekrar devlet başkanı oluyor. 9 Milyon seçmenin sadece 219'u Hafız Esad'a oy vermemiş. Hafız Esad'ın 5 seçim sonucu da hep bu şekilde yüzde 94'lerden aşağı hiç düşmemiş. Ve yıl 2000, bu sefer Oğul Esad sahnede yüzde 97.7 oyla devlet başkanlığına seçiliyor.

Yıl 2007, Oğul Esad yine Suriyeli seçmenlerin yüzde 97.62'si tarafından seçiliyor. Oranlar dünya seçimler tarihini alt üst edecek türden. Bugünlerde ailesinin Suriye'yi terk ettiği söylenen Beşer Esad'ın kendisi ise büyük güvenlik önlemleriyle korunuyor.

Diyelim ki olaylar yatıştı, Suriye'de iç savaş durdu, bir harabenin ortasında kürsü kurup ben bu harabenin başkanıyım dese sesini kim duyacak acaba? İktidar hırsı işte böyle bir şey. Kalpte Allah korkusu olmadığında, iman zafiyeti şiddette olduğunda insanı insanlıktan alıp vahşi bir hayvana, gözü dönmüş bir katile çevirebiliyor.

Şimdi yapılacak olan en akılcı şey nedir? Dış güçlerin müdahale ihtimaline karşı Suriye'deki kardeşlerimizi oradan sağ salim çıkarabilmek. Bunun için çevre Müslüman ülkelerin hiçbir şart öne sürmeden kardeşlerimizi aciliyetle, vize pasaport gibi hiçbir bürokratik engel oluşturmadan topraklarına kabul etmeleri gerekiyor. “Bizim de şartlarımız kısıtlı” gibi lafları ağızlarına almadan. Çünkü Müslümanların muhacirlerin kendilerine bereketleriyle birlikte geleceklerine, Allah'ın mazlumlara yer açanlara mutlaka nimetiyle bolluk vereceğine inanmaları farzdır. Kuran'daki hitapla ensarın Allah'a tam güvenmesi şarttır. Peygamberimiz (sav) döneminde Medine'ye hicret eden Müslümanlara Medine'li Ensar hemen evlerini, imkanlarını seferber etmişlerdi. Kendi ihtiyaçlarını onlara asla hissettirmemişler ve her şeyde önceliği onlara vermişlerdi. İşte bu Kuran ahlakıdır, yüksek ahlaktır.

Şu an tüm Müslüman ülkelerinin böyle üstün bir sahabe ahlakı göstermeleri, mal-mülk yiyecek endişesine düşmemeleri gereken bir dönemdir. Kuran’da Allah, Medine'nin Müslümanlarının nasıl bir ahlak gösterdiklerini şöyle anlatmaktadır:

Şeytandan Allah’a sığınırım: “Kendilerinden önce o yurdu, Medine'yi hazırlayıp imanı gönüllerine yerleştirenler ise hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç arzusu duymazlar. Kendilerinde bir açıklık, ihtiyaç olsa bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa, işte onlar felah kurtuluş bulanlardır." (Haşr Suresi 9) Ayet.

Unutmayalım ki inananlar tek bir ümmettir. Her ne kadar sınırlar varmış gibi görünse de aslında Müslüman ülkelerin toprakları tüm ümmetin topraklarıdır. Dolayısıyla bu topraklarda yer açılıp buyur edilecek olanlar da ülkelerinden çıkmak zorunda bırakılan mazlumlardır.


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500