Sayın Adnan Oktar'ın 17 Şubat 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 17 Şubat 2018

 

(15 Temmuz gecesi Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan darbenin merkezi Akıncı Üssü’ne gelen ve darbeye katılan iki pilot mahkemede ifade verdi. Pilotlardan biri, “Gece yorgunluktan orada sızmışım, sabaha kadar bu şekilde zaman geçirdim, sabah olunca pistin bombalandığını duydum” dedi. Diğer pilot ise “Ben o gece indikten sonra bir daha uçmadım. Benim uçuş malzemelerimi alıp birisi uçmuş olabilir” savunması yaptı.)

Onların tespiti çok kolay. Hiç uzatmaya gerek yok gereğini yapsınlar. En azından ihtiyati tedbir olarak gereği yapılır. Bu vatan-millet meselesi, devletin bekası meselesi. Orada bizim hikayelerle vakit kaybedecek durumumuz olmaz. Derhal gereği yapılsın. Bir kere devlete bir münafık saldırısı var. Azılı bir münafık saldırısı var. Tayyip Hoca’ya bir münafık saldırısı var. Tayyip Hoca mert delikanlı, dürüst, insanlara güveniyor açık seçik. Ama etrafında orada burada bayağı bir münafık var. Bunlar kalleşlik yapıyor. Münafıklık çok ağır bir suçtur. Bir kere bak devletin bekası, İslam’ın bekası mevzubahis. Türklük aleminin bekası mevzubahis. Burada biz bu kadar kıvırmaya şuna buna nezaketle cevap verecek durumumuz olmaz. Bir de konuşmalarından şundan bundan her şeyinden anlaşılır. Ayrıca bunları cezaevinde de kontrol etmek mümkün. Cezaevindeki davranışlarından. Bir kere cezaevi, herhangi bir cezaevi olmaması lazım böyle tiplerin cezaevlerinin. Bunlara biz klasik hukukla yaklaşamayız. Fevkaladelik hukuku uygulanması lazım. Fevkaladelik hukuku uygulanması lazım. Devlet bu konuda çok rahat olsun. Cezaevlerinin her yeri her şeyi kontrol edilmesi gerekir her yeri ama. Burada klasik cezaevi hukuku olmaz. Burada devlete bir saldırı var, devletin bekası mevzubahis. Olağanüstü şartların gerektirdiği bir hapishane anlayışı, olağanüstü şartların gerektirdiği bir hukuk anlayışı olması lazım. Temkinli olmaya gerek yok, gereği yapılsın.

 

Münafık Kendini Başı Boş Zanneder. Her Adımının Allah’ın Yaratmasıyla Olduğunu Anlamaz. Münafık, Müslümanların Elektrik Süpürgesi Gibidir. Müslüman’ın Yanında Ne Kadar Pislik Varsa Süpürüp Alır

Allah’ın büyüklüğü insanların havsalasının çok üstünde. Allah’ın gücü de insanların havsalasının çok üstünde. Bir hücreyi bile bütün detaylarıyla, bir atomu bile bütün detaylarıyla kontrol altında tutuyor Allah. Dolayısıyla küfür de mıh gibi kontrol altındadır. En ufak bir hareketi bile Allah Katında bellidir. Gücü olmaz. Mesela Allah münafık yaratıyor. Adam münafığa bakıyor, münafığın konuşmalarından kendini başıboş zannettiği anlaşılıyor. Halbuki Allah onları elektrik süpürgesi gibi yaratır. Müslümanların evini mekanını temizler onlar. Getirirsin bir çalıştırırsın nerede pislik adam var, nerede korkak, nerede zayıf ruhlu, nerede böyle her gürültüyü aleyhine zanneden böyle kişiliksiz, ezik, Allah’a imanı zayıf dengesiz tipler varsa hemen süpürür alır. Bir de iyilik yapıyorlar, kendi yanlarına alıyorlar. Bakın şimdi mümin pislikten kurtuluyor, münafığa pislik ekleniyor. Münafığa Allah ceza olarak onu veriyor. Dünyanın en aşağılık adamlarını kendi etraflarına toplarlar. Halbuki mesela üç tane münafık olsa yine bir derece üçlük pislik olur. Ama topladıkça pislik katlamalı artıyor. Bu sefer cehenneme dönüyor münafıkların bulunduğu ortam. Dünyanın en karaktersiz en aşağılık adamlarını bir araya getiriyorlar. Müminler bu pislikten kurtulmuş oluyor. Münafıklar da pisliğin içinde boğulmuş oluyor. Yani kendi aralarında vidanjör gibi bir sistem kurmuşlar, nerede pislik varsa topluyor oraya, kendi de gidip içine oturuyor, etrafını da sarıyor seviniyor “oo yeni pislikler geldi” diyor. Müminler için bir nimettir, müminlere sürekli yeni yeni kaliteli zinde insanlar gelir.

 

(“Korku doğuştan mı gelir yoksa sonradan mı öğrenilir?” izleyici sorusu)

Sonradan öğreniliyor hayret edecek şekilde. Allah’ın bir kanunu bu. Mesela çocuk aslanın açar ağzına sokar elini hiç korkmaz çocuk. Mesela karanlığa direkt dalar hiç bilmez sonra öğretiliyor. “Aman” diyorlar mesela ani bir bağırıyorlar “öcü geliyor seni kapacak” bilmem ne falan, ondan sonra öğreniyor çocuk, hiç bilmez böyle bir şeyi. Cesur eğitilirse çocukluğundan itibaren mangal gibi olur yüreği hiç korkmaz. Ona çok dikkat etmek lazım. Ama anneler bir şey görüyor ciyak diye bağırıyor, kertenkele görüyor kendini yerlere atıyor falan çocuk da oradan öğreniyor onu. Kötü örnek olmamak lazım.

 

Fincanın, Bardağın, Kalemin, Burnun, Gözün Bilgisayarın Amacı Var Ama Kainatın İnsanların Hiçbir Amacı Yok Diyorsun. Sıfır Akıldaki Bir Varlık Bile Böyle Mantıksız Bir Şey Söylemez

Aslında insanın dürüst olmamasından kaynaklanıyor Allah’ı anlamaktaki zorlanması. Yani samimiyetsizliğinden kaynaklanıyor. Yoksa samimi olsa gün gibi aşikar, çok açık. Ama samimiyetsizlik rezalet meydana getirtiyor insanlarda, büyük bir felakettir samimiyetsizlik, dürüst olmamak, samimi olmamak. Şimdi baktın mı ne görüyoruz? Rengarenk bir alem. Milyarlarca delille, katrilyonlarca delille gözümüzün içine giriyor artık deliller o kadar açık. Şimdi orada bir konu yok. Ee? “Amaçsız olmuş olabilir” diyor “amaçsız.” Yani Allah’ı ne yerine koyuyor kendi kafasına göre haşa; amaçsız. Bu nasıl oluyor? Fincanın amacı var, ayakkabının amacı var, burnun amacı var, gözün amacı var, bilgisayarın amacı var, kainatın insanlığın hiçbir amacı yok diyorsun. Allah’ı sen ne yerine koymuş oluyorsun haşa? Sıfır akıldaki bir varlık bile böyle bir şeyi düşünmez, sıfır akıldaki. O kadar rezalet bir ifade ki bu, daha üstüne olmaz herhalde yani. Ve çok ağır bir iftira yani. Bu da olamayacağına göre konu bitti işte. Amaç da olduğuna göre. Amaç olunca zaten din mecburen olur. O zaman dinin anlattığı her şey doğru, bu kadar.

Allah’ı bir de sınırlı güç zannediyorlar o çok büyük bir hata. İşte evren var, bir de kürsü vardır, işte Allah haşa oturur orada insanlarla ilgilenir. Küçük bir güçtür gibi geliyor. Sonsuz deyince Allah’a öyle iltifat olarak söylenmiyor Allah’a, gerçekten sonsuz, sonu yok yani. Aklının sonu yok, gücünün sonu yok öyle bir varlık yani. Bak münafıkları Allah oynatıyor, mucize mesela onlar kendilerini bağımsız zannediyorlar. Mesela ne atraksiyonlar yaptırtıyor onlara, hepsi kontrol altında, Allah’ın kaderde yaratması. Ehli iman da onları tabii gereken şekilde karşılamayla değerlendiriyor. Ama bir bölümü bu, dünyanın bölümü. İmtihanın da, zorluk olmadan imtihan. Kardeşim şimdi iyilerle kötünün mücadelesi var, zaten o zaman güzellik ve aşk ortaya çıkıyor. İyilerle kötülerle olmadan zaten hiçbir şey kalmıyor geriye o zaman. İyilik kavramı kalkıyor o zaman, sevmenin bütün zemini kalkıyor. Sabır, şefkat, merhamet, saygı, hürmet, aşk, tutku hepsi ortadan kalkar zorluklar olmasa. Zorluğu dan, diyor ki Allah “Ben sizin dayanacağınız kadar ayarlarım, tam şeyinde tutarım” diyor. Gözümüzle de görüyoruz. Ben 65 yaşındayım gözümle gördüm yani hiçbir zorluk yok o anlamda. Hayır, imtihan ediyor görüyorum ama çok makul, çok makul yani.

 

(Doğu Perinçek şöyle bir yazı yazdı: “14 yıl önce Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır’ı merkez yapma görevini üstlendiğini söylüyordu. Ve bunu başarmamız lazım iddiasındaydı. Ancak başaramadı hatta artık ABD’nin başaramaması için çaba gösteriyor devran döndü. 2015’ten beri Erdoğan ABD’nin piyonlarına karşı savaşıyor. Demek ki Erdoğan Türkiye’yi yönetemedi ama Türkiye Erdoğan’ı yönetti. Atomu parçalayabilirler ama Türkiye’yi parçalayamazlar, 14 yılın özeti budur” dedi.)

Şimdi Tayyip Hocam bunların ne menem olduğunu öğrenmek için evet falan demiştir yani “Büyük Ortadoğu Projesi zorları nedir?” Çünkü son planda gardını koyacağını biliyordur. Hele bir döksünler eteklerindeki taşı demiştir. Ne yapacaklar, ne edecekler bir görelim falan demiştir. Sonra da şak diye karşılığını verdi. Bu siyasilerde oluyor önce ha hı falan diyorlar ama sonra gereğini yapıyorlar, karşılığını yapıyorlar. Tayyip Hoca Türkiye’yi parçalanmayı asla kabul etmez. Ama son dediği kısım doğru yani şu an hükümet iktidarda gibi görünüyor ama devlet iktidarda bu doğru. Bak hükümet iktidarda gibi görünüyor ama AK Parti iktidarda gibi görünüyor diyelim fakat devlet iktidarda, bu Türkiye’nin lehine, bu çok güzel oldu. Şu an milli yerli bir idare var ve devletin bütün sevgilileri ittifak halindeler, hepsi birbirine kenetlenmiş kardeşler, dolayısıyla bu iyi. Abuk sabuk adamın eline geçip başımız belaya gireceğine demiştir benim gözümün önünde olsun yamuk bir şey olduğunda ben üstüne çökerim demiştir, nitekim de öyle yaptı. Ama işte bak tekrar söylüyorum AK Parti iktidarı varmış gibi görünmekle beraber şu an iktidarda olan devlettir bu güzel.      

 

İngiliz derin devleti şeytan demektir. Şimdi şeytan da deyince insanlar tabii hep böyle şeytanı hikaye bir varlık hani böyle ne alaka işte insanlar gıcık ters bir şey oldu mu onu şeytana mal ederler, hayali bir şey gibi görüyorlar. Nasıl inanırlar biliyor musun? Şeytanlar bir görünse “abov” derler masanın altına girerler. Yüzde doksan dokuzu masanın altına girer. Görünmediği için böyle oluyor. Kardeşim şeytan olayı doğru, bunların alayı homoseksüeldir, bütün şeytanlar homoseksüeldir. Bak bütün dünyayı homoseksüel yapmaya çalışıyorlar şu an en başından beri. Hülagü homoseksüeldi, Buhtunnasr homoseksüeldi, Firavun homoseksüeldi, Nimrot homoseksüeldi, Sezar homoseksüeldi rastlantı mı bunlar? Pers Kralı Dara o da homoseksüeldi. Tarihi belgeleri hepsi var ortada, adamlar zaten birbirine sarılmış fotoğrafları var taş kabartma üzerinde.

Şeytanın hakimiyetinden dolayı insanlar mutsuz oluyor. Şeytan, Allah’a güvenmemeyi telkin ediyor mutsuzluk başlıyor. Allah'ın büyüklüğünü kavramayı engelliyor yine insanlar mutsuz oluyor. Bak mesela birçok kişi vardır Allah’ın büyüklüğünü kavrar bayağı güzel yardım görür. Mesela bak şimdi şaşıracaksınız ama hayret edilecek bir şeydir bu, üst dereceli masonlar Allah'ın büyüklüğünü bilirler ve bayağı akıllıdır masonlar üst derece masonlar. Hiç asla duygusal olmuyorlar, romantik falan asla olmazlar zehir gibi gözleri falan böyle adamların uzaya açılıyor böyle kurt gibiler akıl almaz zekiler. Allah’ın varlığından bayağı eminler, büyüklüğünden de eminler. Bak sadece bu var adamlarda bu bile yetiyor adamlara bak düşünün. Mesela yüksek dereceli hahamlar da öyle Allah'ın varlığından kesin eminler, dünyayı yönetiyorlar şu an dünya. Dünya emirlerine verilmiş durumda. Şu an dünyayı bak açıkça söylüyorum yüksek dereceli hahamlar yönetiyor. Şu an dünyayı yüksek dereceli hahamlar yönetiyor açıkça ispat ederim ve çoğu da mason. Bu Amerika’daki yüksek dereceli ünlü mason localarının liderleri hepsi haham ve mason hep hahamlar, tek tek isimlerini sayarım. Allah'ın varlığından adından emin olmadan daha fazla eminler. Ve Allah bak dünyayı onlara yönettiriyor, istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Bir de Allah’a kıskançlar herkesin de iman etmesini istemiyorlar Allah'ın hikmeti mesela çok garip bir şey o. Bak insanların Musevi olmasını da istemiyorlar, kesinlikle istemiyorlar Musevi olmalarını, kendinde kalsın istiyor. Allah’a inanmamalarını da istiyor “inanmasınlar” diyor “ama inanalım biz” diyor. “Bize mahsus bir şey olsun” diyor bazıları için diyorum hepsi için değil tabii.

 

(Adnan Bey, siz dün söyledikten sonra Konya’da işletmeci Hikmet Çetiner Zeytin Dalı Harekatı kapsamında görev yapan Mehmetçiğe gönderilmek üzere on koli kentin tescili yiyeceği etli etmek yaptı. Yaptığı etli ekmeği soğutmalı kargo aracıyla Afrin’deki Mehmetçiğe ulaştırılmak üzere Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığı’na gönderdi.)   

Aslan, daha yeni söyledim ben maşaAllah. Şimdi Mehmetçiğe bak fırınlar biri bir gün bu işi durdursun, bir gün akşama kadar Mehmetçiğe gönderelim o dediği sistemle. Böyle sıcak sıcak yesin aslanlar. Bir de zeytinyağlı dolmayı çok severler. Zeytinyağlı biber dolması da yaptıralım, sarma da ama öyle on tane, yirmi tane, yüz tane bir tencere falan, bir tencere bir delikanlıya yeter. Erat kardeşim soğuk havada falan eksi bilmem kaç derece akşama kadar yiyor ona ne etki edecek? Dolma bulacak yanında o leblebi gibi atıştıracak. Anneler ha gayret, ha gayret bir de bozulmaz da dolma. Bozulmaz bir hafta falan kalır zeytinyağlı dolma hiçbir şey olmaz. Aslanlara dağıtalım bol zeytinyağlı.

 

(“Kitaplar çok pahalı, bunun sebebini merak ediyorum.” İzleyici yorumu)

Kitabın pahalı olmasından çok kitapların çoğu boş, kafa ütülüyor. Gugül’ün Kestaneci Dükkanı kitabı, bin sayfa. “Bir zamanlar bir kestaneci varmış” diye başlıyor sonra “kestaneci soğuk havada öldü” diyor en sonunda. Kardeşim benim kaç saatimi aldın? Altmış saatimi aldın, altmış kuruşluk bilgi var mı orada? Yok. Nite vaktimi alıyorsun? Niye beni uğraştırıyorsun? Niye beni sıkıyorsun? Faydalı bilgi olsun değil mi? Aç kurt gibi okuyalım faydalı bilgiyi. Mesela ansiklopedi bilgisi çok heyecan vericidir güzel. Mesela benim zamanımda vardı küçük ansiklopediler vardı ve her şeyi öğrenmiştim o zaman. Ama orada adam yani inceden inceden kafanda keman çalıyor onunla uğraşılmaz. “Oku oku çok iyi olur” diyor. Adam beyni erir orada bomboş iş. Boş bir şey okumak ne demek? Pahalı olsa ne olur öyle kitap ucuz olsa ne olur? Faydalı kitap konusu çok önemli, faydalıysa bitti. Büyük bir zevkle okunur, ona para da ayrılır ne olacak? Saman kağıttan yapsınlar ucuza bassınlar olur olmaz diye bir şey yok.

 

(İsrail Başbakanı Netanyahu, Golan Tepeleri’nin sonsuza kadar İsrail’in elinde kalacağını söyledi. İran’ın Suriye’deki askeri varlığına da değinerek İran, Suriye’de üs inşa etmemeli, buna karşı harekete geçeceğiz” ifadelerini kullandı.)

İran, Suriye’de üs yapar canım olur mu öyle şey? Çünkü Suriye istiyor bunu. Suriye’de Rusya da yapabilir. Onda bir şey yok. Gayrimeşru bir şey değil. Meşru olarak o devlet diyor ki “gel burada üs yap” o da “tamam, geldim üs yapıyorum” diyor. Kanunsuz bir şey yok ki orada. Hoca orada hata yapıyor yani öyle bir şey olmaz. Mesela Amerika çağırıyorlar gel üs yap diyorlar yapıyor. Fransa geliyor üs yapıyor. İngiltere geliyor üs yapıyor. Yani o ülke çağırdıktan sonra o meşru oraya misafir olarak gelir üs de yapar her şey yapar. Onun bir mantığı yok. Bari kıyamete kadar de. Sonsuz; yanlış demiş. Kıyamete kadar demesi lazım. Kardeşim her yer onların olsun dert değil. Kavgayı kessinler Allah aşkına. Bak sevgi, barış, muhabbet, dostluk olsun. Kimse meraklısı değil. Her yer bomboş zaten gelsinler, her yere gelsinler. Bu kadar hırs yapacakları bir şey yok. “Allah Mehdisini zahir etsin” de mesele hallolsun. Ya sizin zaten ufacık bir toprakta kalmanızla bizim derdimiz yok ki. Sina Yarımadası’na da gelin. Mısır’a da gelin. Gelin Türkiye'nin doğusuna da gelin her yere gelin. İstediğiniz yere hastaneler yapın, okullar yapın gelin yerleşin. Ev de kurun her yer sizin olsun ya öyle bir dert yok. Nereden çıktı bu telaş böyle? Golan Tepesi’nin üstüne de çık, oraya villa da yap. Kimse sana bir şey demez. Hırs yapacağın bir şey yok. Kimse de senin kılına dokunamaz bir şey olmaz. Yeter ki İmam Mehdi (as) zahir olsun. Yeter ki Moşiyah zahir olsun. O zaman Filistin de çok rahat eder. Bak canım geçen gün gördünüz Filistinli genç kızı. “Allah Mehdi (as)’ı zahir etsin” diyor. “Mehdi (as)’ı bekliyoruz” diyor. Dünyalar tatlısı maşaAllah.

 

(ÖSO mensuplarının Afrin’deki bir ilkokulda yaptıkları aramada YPG’li teröristlerin giydiği hücum yelekleri ve öğrencilere okutulan bazı ders kitapları ele geçirildi. Hücum yeleklerinde Öcalan’ın fotoğrafı ve yeleği giyen teröristin adının yazılı olduğu armaları görüyoruz burada. Ders kitaplarındaysa, Türkiye’nin Adana’dan itibaren Güneydoğu ve Doğu illeriyle İran, Irak ve Suriye topraklarının bir bölümünün sözde Kürdistan haritası şeklinde gösterilmiş.)

Tabii ki kafaları bu. Yani eskiden beri bu. Bu haritayı İngiliz derin devleti çizmişti. Bu konuda da bayağı kararlılar. Yalnız, Türk Milleti’ni homoseksüellikle vurmaya çalışıyorlar. İngiliz derin devletinin bu oyununa ivedilikle dur demek lazım. Homoseksüel propaganda tamamen Türkiye’de yasaklanması lazım. Çok ciddi boyutlara varabilir çünkü bu bir üst güç olarak, üst inanç olarak dünya çapında muazzam bir güce erişti. Komünist olması, faşist olması, kapitalist olması her ne inançta olursa olsun fark etmiyor bütün homoseksüeller birbirlerini destekliyorlar. Bu bir facia.

 

Cennet Dünyaya Çok Benzer, Ama Yeni Bir Rüya Şekli Gibidir. Mantık Örgüsü Tamamen Değişir, Ancak O Mantık Bize Çok Makul Gelecek

Dünyaya çok benziyor cennet ama şimdi yeni bir rüya şekli bu, mantık örgüsü tamamen değişiyor. Bir de o mantık bize çok makul gelecek. Yani biz cennette hiçbir şeye şaşırmayacağız. Rüyaya nasıl şaşırmıyoruz, şimdi normalde “nasıl olur bu?” dememiz lazım değil mi? “Kalbimiz kan pompalaması gerekiyor, bu nasıl oluyor böyle kan? Nasıl midemiz olmaz?” falan dememiz gerekiyor. O bize çok mantıksız geliyor öyle bir şey. Cennet çok mantıklı gelecek yani mantık örgümüz tamamen değişeceği için oradaki insanların konuşmalarına bakarsın görülüyor zaten.  Herkes ortamı normal karşılıyor yani şaşıran hiç kimse yok. Üslup da son derece sakin mesela diyorlar ki cennet meyveleri için “Biz bunun benzerlerini dünyada yemiştik” normalde böyle denilmez bayağı heyecanlanmaları lazım. O rüyanın mantık örgüsünü oturtmasından kaynaklanan bir sükûnet var. Yani sakin değerlendiriyorlar. İşin garibi cehennem ehli de sakin. Cedir cedir laf savaştırıyorlar. Birbirleriyle kavga ediyorlar, birbirleriyle çatışıyorlar. Dolayısıyla orada da bir mantık oturması oluyor yani mantık değişikliği olmuş oluyor. Bazen insanlar çok net rüya görüyor orada da mantık bir anda oturması oluyor. Cennette de bir anda mantık oturmuş oluyor. O yüzden makul göreceğiz, dünyaya benzeyen bir yer, arazisi son derece geniş, evler var, bahçeler var, çarşılar var, spor isteyen yani aklına gelen her şeyi yapabilir. Dünyada kafasına takılan hoşuna giden her şeyi yapar ama en çok benim gördüğüm sohbetten hoşlanıyor insanlar. Kuran ona zaten çok dikkat çekiyor.

 

(“Allah hiç yorulur mu?” izleyici sorusu)

Sonsuz akıl, sonsuz güç olunca hiçbir şekilde olmaz. Yorgunluğun ne olduğunu bilir. Bizim yaşadığımız yorgunluğu aynısıyla yaşar Allah, ama biz ondan rahatsız oluruz Allah rahatsız olmaz. Bizim yaşadığımız bütün acıları Allah yaşar ve bilir ama etkilenmez. Biz çünkü bize zarar geleceğini düşündüğümüz için etkileniriz. Zarar gelmeyeceğini bilen bir insan hiçbir şekilde etkilenmez.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan toplumların gücünün sahip olduğu sanat ve kültürle ölçüleceğini dair şöyle bir konuşma yaptı.  “Ülkelerin ve toplumların gücü neyle ölçülür diye sorulursa, burada benim altını çizerek ortaya koyacağım tespit şudur; kültür ve sanatı ilk sıralara yerleştirmekten asla tereddüt etmem. Bugün küresel güç olarak gördüğümüz ülkelere baktığımızda, onları günlük hayatımızın her alanında asıl karşımıza çıkartanın kültür ve sanat ürünleri olduğunu görürüz” dedi.)

Bu muhteşem olmuş Tayyip Hocam, çok hayati bir konu. Her zaman uyardığımız, hatırlattığımız bir konu. Kaliteli ülkeler yıkılmıyor. Sanatın, estetiğin hakim olduğu ülkeler yıkılmıyor. Kadın haklarının alabildiğine özgür olduğu kadınlara değer verilen ülkeler yıkılmıyor. Nerde kadınlar baskı altına alınmışsa, nerede dekolte baskı altına alınmışsa, nerde kadın güzelliği, kadın estetiği baskı altına alınmışsa, sanat ve estetik yok edilmişse o ülkeler mutlaka yıkılıyor Allah vermesin. Tayyip Hocam güzel bir konuşma yapmış o da çok büyük hayırlara vesile olur inşaAllah.

 

(Cumhurbaşkanımız ayrıca önümüzdeki dönemde eğitimi ve kültürü önceliklerinin üst sıralarına çıkartmakta kararlı olduklarını vurguladı. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'in; “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” derken bunu ifade ettiğini söyledi. Bu anlamda kültüre ve sanata yapılan her yatırımın kendilerini heyecanlandırıp mutlu ettiğini belirtti.)

Şahane olmuş vakit ve zamanlama da çok iyi olmuş. Tam İngiliz derin devletinin oyun oynamaya hazırlandığı bir dönemde şamar gibi açıklama. Güzel. Süper olmuş kültür, sanat, kalite ve Atatürk'ü gündeme getirmek, Atatürk sevgisi, süper. Hükümetin en hayati üstünde durması gerektiği noktaların başlangıç mukaddimesi mükemmel olmuş. Devamı gelsin.

 

(“Surun üfürülmesi nasıl olacak ve sesi nasıl olacak?” izleyici sorusu)

O, o tarz bir şey değil yani bir melek sura üfürüyor o kadar yani bütün her yeri inleten, insanları, Müslümanları korkutan falan bir şey değildir. Cenab-ı Allah hoşumuza gitsin diye böyle sembolik şeyler yapacak ahirette. Yoksa yani böyle yer gök inliyor falan öyle bir şey değil yani belirli bir yerde, belirli bir ses. Mesela bir yerde de sura üfürülüyor ama biz duymayız yani onu görmesi gerekenlere Allah onu gösterecek; melekler bir kısım görevliler onu görmüş oluyorlar. Müminlerin de hoşuna gitmesi için Allah onu duyurabilir, bir şekilde onlara hissettirebilir ama sur denilen biliyorsunuz bir boru yani Musevilerin de kullandığı bir borudur yani ona işareten sembolik bir anlatım. Asıl olan cennettir müminler için asıl nimetin oluşacağı yer cennet.

 

(“Ülkemizin çiftçilerinin bilinçsiz olmalarının nedenleri sizce nelerdir?” izleyici sorusu)

Bir ziraat mühendisinin olduğu yerde çiftçiler ihya oluyorlar. Mesela toprağın kalitesine falan bakılıyor bir şeyler yapılıyor olayın şekli bambaşka oluyor. Köylerde mesela geliyor diyor ki “şu şu ürünler burada iyi yetişir” diyor dediği doğru çıkıyor hakikaten. Mesela “toprakta” diyor “kalsiyum eksik. Kireç verin toprağa” diyor. Kireç veriliyor acayip ürünü artıyor. Onun için ziraat mühendisleri Türkiye'nin bence kalbi gibi. Türkiye ziraat ve hayvancılık yönünden dünyada birinci olması lazım. Biz milyonlarca sığır yetiştirmemiz lazım. Milyonlarca davar yetiştirmemiz lazım. Milyonlarca ton buğday, baklagil elde etmemiz lazım. Yani ziraat zengini olmamız lazım. Ziraat zengini olan ülkelere kimse zarar veremiyor.

 

(“Hz. Eyüp (as)’ın hastalığı neydi?” izleyici sorusu)

Psikolojik rahatsızlık yani sinirlerinde rahatsızlık var. Bir gerginlik, stres, şiddetli bir stres. “Konuşmamı, Allah’ı zikretmemi engelliyordu” diyor. Çok şiddetli bir sıkıntı, iç sıkıntısı vardı. Zaten tedavinin şeklinden anlaşılıyor. Allah diyor ki, “su iç, ayağını hareketlendir ve duş al” diyor. Ondan sonra ferahlıyor. “Ayağını depret” ayağını deprettiği yerden su çıkıyor. İçiyor o sudan, bir de yıkanıyor ve ferahlıyor.

 

(“Kıyamette kimler kör olacak?” izleyici sorusu)

O belirli bir taife için o herkes için değil diyorlar ya, “göz tesadüfen yaratıldı” diyor ya, tesadüfen yaratılma öyle olmaz işte böyle olur gibisinden Allah kasten yapıyor. Mesela kolu arkada oluyor. “Niye kolum arkada?” diyor, Allah'a soruyorlar “mutasyona uğradın” diyecekler belki Cenab-ı Allah aşağılamak için. Bacağı ensesinde oluyor, “Niye bacağım ensemde? diyor “Mutasyona uğramış olabilirsin” diyorlar. Yani aşağılamak için yapılıyor.



DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler