Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (29 Ocak 2013; 22:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

EBRU ALTAN: Aşkım, ruhum, yakışıklı Hocamın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Siz, şehit aileleri başta olmak üzere, ağır hastalar ve ihtiyaç sahiplerinden, sağlık ulaşım gibi konularda ücret talep edilmemesi gerektiğini sık sık hatırlatıyorsunuz Hocam. Başbakanımız bu konuda bir talimat vermiş. Aile ve sosyal politikalar bakanı Fatma Şahin; “bugün yaşlılar engelliler, şehit ve gazi yakınlarının ücretsiz seyahat hakkına yönelik çalışmanın tamamlandığını, farklılıkları giderecek standart getirmeyi amaçlayan düzenlemeyi bakanlar kuruluna sunacaklarını” açıkladı, maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: O uygulamaya geçinceye kadar çok felaket, mesela şehirlerarası bir yere gitmek istiyor bir şehit babası gelmiş, sakallı bir evladı var, onu da şehit vermiş. Hanımıyla beraber memleketine gidecek, otobüs şirketine gidiyor, son kuruşuna kadar orada para alınması, çok vahim olur, çok acayip olur. Mutlaka şehit ailesi olduklarını bir yerde hissettirsinler. Para alıyorsa da alsın adam. Alıyorsa, onun vicdani sorumluluğu onun olsun. Ama illaki söylesinler. Yani onu ibraz etsinler, biz şehit ailesiyiz desinler, ben şehit babasıyım desin, adam ne yapıyorsa yapsın. Benim bildiğim sureti katiye de para alınmaz. Yani özel şirketler için diyorum, vicdanen olacak iş değil. Bir evladı var, senin dinini, imanını, mukaddesatını, hayatını, her şeyini muhafaza için aziz canını Allah’a vermiş, teslim etmiş. Sen de ondan söke söke ücretini alıyorsun. Oluyor mu bu? Olmaz. Vicdanen olmaz. Bilakis hatta diyeceksin, babacığım oraya gittiğinizde eve kadar da ayrıca taksi ayarlayacak muavin arkadaşlar, orada yardımcı kişiler var, şirketle konuştuk, siz oraya indiğinizde gideceğiniz yeri söyleyin, biz taksiyi de ayarladık size götürecekler. Böyle ikramlı olması lazım. Onun dışında olmaz. Sırf kanunla nizamla değil, gönüllüde olması lazım ayrıca.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam siz, CHP milletvekili Birgül Ayman Güler’in Türk ve Kürtlerin eşit olmadığı anlamı çıkan sözleri için özür dilemesi gerektiğini söylemiştiniz. CHP Adıyaman il ve ilçe teşkilatları da bir basın toplantısı yaparak, Birgül Ayman Güler’in bu sözleri için özür dilemesini talep etti. Ancak Birgül Güler özür dilemeyi reddederek, “asıl kendisinin özür beklediğini, sözlerinin medya tarafından çarpıtıldığını ve kendisinin ırkçılıkla suçlandığını” ifade etti.    

ADNAN OKTAR: Tamam ırkçılık anlamında söylememiş olabilir ama Kürtlerle Türkler eşit olur mu anlamı çıktı. Kürt millet ile Türk millet kıyas olmaz. Türk millet üstündür. O anlam çıktı. Demek istemese bile o anlama geldi. Ne gerek var? Kürtler bizim canımız. Biz millet olarak zaten Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Hırvat, Arap karışık. Biz hepimiz hoş bir ahlaka sahibiz. Türk ahlakına, Osmanlı ahlakına. Vefamız güzel, sadakatimiz güzel, delikanlılığımız güzel, yardım severliğimiz güzel, merhametli bir milletiz, Allah’tan korkan bir milletiz, Allah’ı seven bir milletiz. Dinin kurallarına titiz ama bağnazlığa da yobazlığa da karşı bir milletiz. Mesela bu ne kadar güzel. Mesela yobazlık bizim Türkiye’de hiç gelişemiyor dikkat ederseniz. Olmuyor, milletin mayası sağlam. Şimdi bu millet bu topluluğa, Kürt, Çerkez, Laz, Türk karışık meydana gelen millete, biz Türk millet diyoruz. Mübarek muhterem bir millet, bütün dünyaya örnek olacak bir millet. Mesela başbakanımız dedi ki, “yeniden bu Şanghay ekibine bir müracaat da bulunalım, ekip olalım.” Düşündüm, Şanghay ekibinin yaygın olduğu sistem, yani onların üye olduğu ülkeler kimse artık Şanghay ekibinin, korkunçlar. Yani demokrasi yok, insan hakları yok, hukuk işlemiyor, çoğunda mafya hakim. İşin doğrusu bu, Rusya’da mafya hakim kim, inkar edebilir? Yani bu gizli biliniyor, açık bilinsin, mafya hakimiyeti var. Türki devletlerin büyük bir bölümünde mafya hakimiyeti var. Hindistan zaten cehennem gibi, ne olduğu belli değil. Vuran vurana, kıran kırana, ölen ölene. Yani çok kalabalık da bir topluluk olduğu için, adeta cehennem ateşi kaynıyor gibi. Pakistan’ın başı zaten bağnazlarla, çeşitli suç gruplarıyla belada. Karmakarışık bir yapı var. İran resmini gösterdiler, testereyle millet doğruyorlar, elektrikli testereyle. Devlet bütün milletin gözü önünde, halkın gözü önünde, İslam’ı öyle gösteriyor, vahşet dini gibi gösteriyor. Testereyle adam doğruyor, elektrikli testere. Ben şimdi göstermek istemiyorum, çünkü adamların propagandası olur diye. Bildiğin elektrikli testere, adamı doğruyor bütün milletin önünde. Suudi Arabistan’da da öyle. Onun için Türkiye, Şanghay ekibine girmiş olsa, hakikaten Şanghay’ı da adam eder; Mehdiyet’in ruhuyla, Mehdiyet’in bereketiyle. Ama tabii çok büyük bir görev düşmüş oluyor. Bu ülkeleri adam etmek, bu ülkeleri değiştirmek çok zor. Hükümetlerini kastediyorum, halkları tertemiz. Onun için Türkiye’nin üzerine düşen; Mehdiyet terbiyesi, Mehdiyet ahlakı, son derece hayati. Onun için millet olarak birbirimize çok sıkı sarılıp dünyaya güzel örnek olacak bir karakteri sergileyip, çok güzel hizmet yapmamız gerekiyor, güçlü bir hizmet yapmamız gerekiyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu, Birgül Ayman Güler’e sahip çıkarak, “abartıldığı kadar sorun yok, Ak Parti’yi eleştiremeyenler, CHP’yi eleştiriyorlar” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Komünist Çin’in elçilik mensupları şu an buraya geldiler, kardeşlerimiz Çin’le ilgili, kızıl Çin’le, komünist Çin’le ilgili ve Türkistanlı kardeşlerimize yapılan zulümle ilgili sorular sormak istiyorlarsa, ben biraz sonra onlara soru soracağım, bu konuları soruşturacağım. Niye böyle bir zulüm yapıyorlar, niye böyle bir çalışma yapıyorlar? Ama kardeşlerimiz ayrıca merak ettikleri, sorulmasını istedikleri soruları varsa, şimdi hemen bildirsinler, ben o misafirleri fazla bekletmek istemiyorum. Kızıl Çin büyükelçiliğinden gelen bu misafirlere, elçilik mensuplarına her türlü soruyu sorabiliriz. Yapılan zulümlerle ilgili, özellikle Doğu Türkistan.

Ben şimdi gideyim o misafirlerle konuşayım, siz bana oraya yazılı gönderin. Not alalım. Orada edindiğimiz bilgileri kardeşlerimize sunarız.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam az önce görüşme yapmıştınız, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara büyükelçiliğinden Yang Yun geldi inşaAllah. Ateşeyle görüşmenizin bir resmi vardı, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet. Çok fazla kitap getirmişler, ansiklopedi tarzı kitap getirmişler, Çin’deki hayatı anlatan fotoğraflar belgelerden oluşuyor, onları henüz incelemedim, inceleyeceğim. İddiaları sordum, genel olarak tabii reddediyor. Fakat Çin elçiliğinden diğer görevlilerin de katıldığı bir canlı programda bunları anlatırlarsa, delillendirirlerse, daha iyi olacağını söyledim, o da ilginç buldu, “Ankara’daki elçiliğe yani başkonsolosa, büyükelçiliğe gerekli bilgileri aktaracağını” söyledi. İnşaAllah iyi olur. Çünkü Çin bizim için önemli. Çin-Türkiye dostluğu eğer Çin’le Türkiye de dost olursa, Türk İslam Birliği’nin kapıları sonuna kadar açılır. İslam alemi de Çin’i destekler, Çin İslam alemini destekler, Türki devletler Çin’i destekler, Çin Türki devletleri destekler, muazzam bir açılım olur. Ama tabii, o korkunun, kabusun, o karanlık görünümün tamamen giderilmesi gerekiyor. İdamların kaldırılmasını söyledim, onu Çin hükümetine iletin dedim. Onu iletecek. Yani Avrupa tipi demokrasi olsun dedim, bunu istiyoruz sizden dedim, onu iletecek. “İdamın prosedürü çok zor” dedi ama her halükarda idam olmaması gereken bir şey. Velhasıl kelam, her halde faydalı olacak, inşaAllah bir dahaki görüşmemiz, canlı yayında olursa, etkili olacağını düşünüyorum.

Didem Hocam buyurun.          

DİDEM ÜRER: Suriye’nin Halep şehrinde, bugün bir nehir kıyısında aralarında çocuklarında olduğu seksen kişinin cesedi bulundu. Bu kişilerin tümünün elleri arkalarından bağlanmış, başlarından ve boyunlarından vurularak şehit edilmişler ve nehre atılmışlar.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ı hiç kimse söylemiyor. Suriye’de de söylemiyorlar. Hiç kimse söylemiyor. Sadece diyor ki; “Suriye de bir demokratik devlet kurulsun, rahat yaşayalım” diyor. İşte böyle olur, o zaman. Öyle olmaz. İttihad-ı İslam’ı isteyeceksin. İttihad-ı İslam Allah’ın emir. Müslümanlar birleşecekler. Hıristiyanlara da sahip çıkacaksın, Musevilere de sahip çıkacaksın, dinsizlere de sahip çıkacaksın, dünyaya adaleti, barışı, kardeşliği, sevgiyi göstereceksin. Kanın olmadığı, silahların olmadığı, şiddetin, dehşetin olmadığı bir dünya olduğunu insanlara yaşayarak, inancınla gösterdiğinde, en güzel neticeyi alırsın. Yoksa, savaş dünyası, kan dünyası, kargaşa dünyası, barış dünyası teslim alıyor. Şiddet dünyayı teslim alıyor. Ona karşı yapılacak olan, Kuran ahlakının dünyaya hakim olması için gayret etmektir. Müslümanların, dörtte biri İttihad-ı İslam istese, İttihad-ı İslam olur. İslam aleminin onda biri istese, yine olur. İstemedikleri için İttihad-ı İslam olmuyor. “Olmaz ki” diyor. Kardeşim sen bir iste olacak. Sürekli “olmaz ki” diyor. Bir buçuk milyon Müslüman’ın, nerdeyse yüzde doksan dokuzu olmaz ki peşinde. Kardeşim olur desen dilin mi kopar de? Desen olacak. Diyemiyor şeytan dedirtmiyor. Allah’ın hikmeti. Ama Mehdiyet devrinde, bunun bu şekilde olacağını söylemiş Peygamber (s.a.v.). Böyle demeleri bir süre sonra değişecek. Yani önümüzdeki bir kaç sene içerisin de değişti, değişiyor ve değişecek. Bütün İslam alemi İttihad-ı İslam isteyecek. Burada Cenab-ı Allah’ın meydana getirdiği zorlamanın sebebi bu. Yani İttihad-ı İslam’ı isteyin diye Allah, onları zorluyor. Ne kadar direnirlerse dirensinler, sonunda İttihad-ı İslam’ı isteyecekler. Nitekim İran çıktı ortaya; “İslam ülkeleri bir ordu oluştursun” dediler. Şimdi başka bir grup çıktı; “Türkiye devletleri birleşsin, bir birliktelik, bir askeri ittifak oluşsun” dediler. İttihad-ı İslam ile ilgili talepler, son zamanlarda son aylarda yoğunlaşmaya başladı, yoğun ısrarlarımız üzerine, yoğun gayretlerimiz üstüne, maşaAllah.

Didem hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyeti vardı Hocam; “Engin Deniz Bıyıklı kardeşimiz, Zeytinburnu’nda 2000 bin adet A9 broşürü dağıtmış. Elinden geldiği kadar dağıtmaya da devam ediyormuş. Hocamızın elini öpüp tanışmayı istiyorum” diye de iletiyor kardeşlerimiz. Bizle bağlantıya geçtiler.

ADNAN OKTAR: Mesela, benim sorduğum soruların hiçbirini kabul etmedi. Görüşmemizde detaylı sorular sordum, tamamının doğru olmadığını söylüyor. Ama tabii bizde belgeler göstereceğiz iddialara ait. Onlarda belgelere cevap verecekler. Beni Çin’e davet etti. “Buyurun Hocam Çin’e götürelim sizi, gidin gezin” dedi. Ama nasıl olacak o iş? Yani “bizzat kendiniz sorun” dedi gidip. “Türkistan’da halka gidip bu soruları sorabilirsiniz” dedi. Fakat daha önce ki kardeşlerimiz gittiğinde, halkın bir kısmının konuşturulmadığı şeklinde bir imaj oluşmuş. O da bizi tedirgin etti. Ama araştırmak, üstüne gitmek faydalı olur tabii.

Didem hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam internet sitelerinde; “Ak Parti’ye kendi tabanından büyük şok” başlıklı bir haber yayınlandı bugün. PKK ile müzakere konusun da 7 bölge, 11 il düzeyinde 6 bin kişiyle yüz yüze görüşülerek, büyük bir kamuoyu araştırması yapılmış. Ak Parti seçmeninin yüzde 70’nin Abdullah Öcalan ile müzakere yapılmasını istemediği ve bu görüşmelere karşı olduğu ortaya çıkmış.

ADNAN OKTAR: Çok daha fazladır. Yani millete bu kabus gibi geldi. Çok acayip gözlerimize inanamadık. Ama dedik; aslı olmayacağı için yani usulen yapılmış bir şey. Çünkü bunun sonucun da bir talep çıkacaksa, zaten hiçbir şekilde olmaz. Ama görüşmenin de boş olacağı, gereksiz olacağı şeklinde de bir kanaat, bütün Türkiye’de yüz de doksan da vardır. 70 değil yüz de 90 oranındadır.

Ben söyledim bizim milletimiz, çok uyanık ve yaman bir millettir. Kararlıdır kişiliği güçlüdür, vatanseverdir. Hükümetin ne düşündüğü milleti pek ilgilendirmez, milletin derin vicdanı etkili olur dedim. Yani derin millet bu konuda söz sahibidir dedim, aylar önce söyledim. Dolayısıyla dediğimi teyit eden bir açıklama oldu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Cüneyt Özdemir kardeşimiz, bugün Ankara Cevizlidere civarında, 500 adet A9 broşürü ve A9 takvimi dağıtmış. Yalnız fotoğraf çekememiş, Hocamıza söylerseniz sevinirim diye yazmıştı.

ADNAN OKTAR: Cüneyt Özdemir, maşaAllah Allah gayretini artırsın güzel.

Ankara’nın bağları. Ankara zamanında bağlık bahçelikmiş, ama şimdi birçok yerini beton yığını haline getirdiler. Melih Gökçek Hocamdan ricamız o ki, oraları eski Ankara havasına yeniden kavuştursun. Ankara’nın çevresini bağlık bahçelik hale getirsin. Hiç bağ bahçe göremiyoruz Ankara’da. Daha ziyade işte küçük, süslü bahçeleri var. Halbuki bizim istediğimiz geniş araziler üzerine, eski Ankara’nın bağlarının oluşturulması. Ankara bağ evlerinin oluşturulması, iyi olur.

Didem Hocam dinliyorum size.

DİDEM ÜRER: Abdullah Öcalan; “Kürtlerin manifestosu” başlıklı çalışmasını kitap haline getirme izni alamadığı için, mağdur olduğu iddiasıyla anayasa mahkemesine başvurdu. Öcalan konuyla ilgili, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bireysel başvuru hakkını kullandığını ifade etti. Anayasa mahkemesinin başvuruyu ön inceleme aldı ve eğer kabul edilirse, kitabın bizzat, Öcalan’ ın kendi ismi ile piyasaya sürüleceği belirtildi.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ı istesin, eğer faydalı bir şey yapmak istiyorsa, Abdullah Öcalan’ın yapacağı budur. Kuran’ı okusun. O kitabı gönderdiniz mi? kardeşine.

DİDEM ÜRER: Evet gönderdiler.

ADNAN OKTAR: Hem Ahmet Türk’e gönderin, hem kardeşine gönderin, 2 adet gönderin. Gittiklerin de, Abdullah Öcalan’a versinler. Darwinizme, materyalizme karşı tavrını koysun ortaya, komünizme karşı tavrını ortaya koysun, İttihad-ı İslam’ı savunsun ve yaptıklarından tevbe etsin. Onun dışındakiler faydalı şeyler değil boş yani.

DİDEM ÜRER: Ahmet Türk’e 2 tane kitap ulaştırılmış.

ADNAN OKTAR: Tamam, bir de Abdullah Öcalan’a ulaştırılmak ricasıyla tamam. Kardeşine de gönderin ayrıca. Çünkü kardeşi daha sık gidiyor olabilir. İnşaAllah.

“Hocam tabii ki reyting rekorları kıracaksınız. Haberler sizde, müzik sizde, dansın alası sizde. Dinimizi de en güzel şekilde öğrendiğimize göre, başka hangi kanal seyredelim? En doğal kanal, A9. Ama size Ankara türküleri daha çok yakışıyor Hocam. Bende Ankaralıyım, sizi çok seviyorum” diyor, Narin. Çok sevimli, güzel bir kızmış Narin, maşaAllah. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Reuters’in haberine göre, terör örgütü PKK adına açıklama yapan bir yetkili; “PKK’nın silah bırakma gibi bir kararı olmadığını” açıkladı. Telefonla ajansa bağlanan terörist; “şu ana kadar böyle bir karar alınmış değil” açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Zaten, silah bırakma, öyle bir şey olamayacak dedim ben. Öyle bir şey olmaz. Adamlar ne gider, ne silah bırakır. Yani o tip konuşmalar oluyor. Yani dinleriz ama Pratik de öyle bir şey olamaz. PKK’nın yapacağı şey; İttihad-ı İslam’ı savunmaktır. Yapacaklarsa, iyi bir şey yapmak istiyorlarsa bunu yapsınlar ve Kuranın gösterdiği yola, doğru yola dönsünler, İttihad-ı İslam’ı savunsunlar. Abdullah Öcalan’ın yapacağı da budur. Kuran’a dönüp tevbe edip, Kuran ahlakına göre yaşayıp, İttihad-ı İslam’ı savunması, bu. 

Didem Hocam ne yapalım.

DİDEM ÜRER:  Hocam bugün Facebook’a sizin bir resminizi yüklemiştim, yani Facebook yıkıldı onu söyleyeyim. Kardeşlerimiz Didem Hocam, “sen ne yaptın” diye mesajlar yazıyorlardı. Yani çok kısa süre içerisinde, yüzlerce paylaşım oldu. Kardeşlerimiz çok teşekkür ettiler ve daha çok resim beklediklerini söylediler.

ADNAN OKTAR:  Daha çok resim, tamam.

Müslüm Gürses’in durumu; “doktoruyla görüştüm” diyor Cihat. “Solunum sıkıntısı devam ettiği için cihaza halen bağlı.” Antibiyotik tedavisi uygun bir şekilde devam ediyormuş. Doktorlar durumu hakkında bilgi vermişler. Muhterem Hanımın da morali daha iyiymiş. Daha ümitliymiş, inşaAllah. Ama televizyona çıktı ümitsiz konuşuyordu, öyle konuşmasın, öyle şey yapmasın. Ama hayrettir, ne kadar dirençli mikropmuş. 4 ayrı antibiyotik veriyorlarmış, yine etkilenmiyormuş.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Onur Yıldız kardeşimiz geçen gün, Filistin El Risale Gazetesi Türkiye temsilcisi Sayın Ahmet Rıdvan ile görüştü. Görüşmede sizin eserlerinizden, İslam Birliğinden ve Darwinizm’e karşı ilmi mücadelemizden bahsettiler.

ADNAN OKTAR: İyi maşaAllah, Allah tesirini meydana getirsin, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Sayın Bahçeli, ırkçılık ile ilgili açıklama yaparken; “eğer Türk millet ırka önem verseydi Sayın Erdoğan Başbakan olamazdı” diyerek “Sayın Erdoğan’ın da farklı bir etnik kökenden geldiğini” hatırlattı. Sözlerine şöyle devam etti; “Vatanını seven her kim olursa olsun, herkes Türk milletinin bir ferdidir.  Türk milletinin gidecek başka bir yurdu, devredecek toprağı, dışlayacak insanı ve yeniden çizilecek bir sınırı yoktur. Aksini düşünenler hüsrana uğrayacaklardır. İslam her şeyimizdir” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şahane konuşmuş. Güzel tebrik ediyoruz. Bunlar hep, milletimizin ruhunda olumlu etki yapacak, güzel sözler.

DİDEM ÜRER: Sayın Bahçeli konuşmasının devamın da; “Sayın İdris Naim Şahin’in Ak Parti’nin yüz akı olduğunu” belirterek, “Başbakan Erdoğan’ın Sayın Şahini görevden almasını, Ak Parti’nin yüz akı olan, İç İşleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin’in İmralı sürecine kurban verilmesi” diye bir ifade kullanmış. Durumu anlatmakta ve “Başbakan Erdoğan düşüncelerini ortaya koymaktadır” şeklinde açıklamış.

ADNAN OKTAR: Muammer Hoca da iyidir. Yani daha bilmiyoruz şu an, o da değerli bir insanımız, değerli bir Bakanımız, Bakan oldu maşaAllah. Bakalım, bu milletin anaları ne güzel insanlar doğuruyor, ne mübarek insanlar doğuruyor. Belki daha da güzel hizmetler yapacak Muammer Hocamız, belli olmaz, inşaAllah. Tabii hakikaten İç İşleri Bakanı, İdris Naim Bey hakikaten faydalıydı. Çok güzel hizmetleri oldu ama Muammer Bey’de faydalı olabilir. Daha henüz o faaliyetlerini göstermedi. Bakarız belki daha hoş ataklar yapacak, daha faydalı girişimlerde bulunacak. O yönüyle yeni yeni kişilerin olmasında da fayda var. Tabii gönül istiyor ki, hep iyiyi gördüklerimiz, görevde kalsın. Ama zamanla bakanların değişmesi normal.

Didem Hocam dinliyorum.

 DİDEM ÜRER: Yine Ankara’dan kardeşlerimiz bugün Ankara’da, valiliğin kimsesizler otelinde ve ulusta bir otelde sizin kitaplarınızı ve yaratılış cd’lerini otellerin lobilerine bırakmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Her faaliyetleri, binlerce kişiyi etkileyecek faaliyet olmuş oluyor, şahane. Ben mesela akademiye ilk geldiğimde, dediler ki; “bu koskoca dünya, sen burada çıkmışsın iki üç kişiyle ne etkili olacaksın” dediler “boş iş bu yaptıkların” dediler, bakın Türkiye’de Darwinizm yerle bir oldu. Allah hiç bir emeği zayi etmez.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam bu haftanın Ekonomist Dergisi sizden bahsetti, Darwinizmle ilgili mücadelenizden, maşaAllah. Davos zirvesi olduğu içinde, bu haftanın en çok okunan yayını dünyada, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Begüm kardeşimiz şöyle bir not gönderdi Hocam; “Hocam dün evden çıkarken, bir kedi ordusuyla karşılaştım kapının önünde. Çantamda mama taşıyordum çıkarıp verdim. Bugün de evden çıktım apartmanın kapısında bir baktım, beni bekliyorlar. Tekrar mama verdim baya sevimliler ilk rastladıklarımda çok oluyor. Bir sürü kedim oldu şimdiden hepsinin fotoğraflarını size yolluyorum” diyor. Bu fotoğraflar artarak devam edecek diye tahmin ediyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Bu kediler benim olması lazım, acayip tatlı bunlar. Hepsi de çok şeker bunların. Şu tipin tatlılığına bak sen. Muhteşem güzel. Yani Türkiye’nin bir güzelliği de bu kedi bolluğu, maşaAllah. Aman benim kedilerime herkes çok dikkat etsin, özellikle soğuk havalarda benim canlarım aç kalmasın. Her zaman ne olacak az bir peynir parçası, küçük bir et parçası. Çünkü çok kalabalığız, herkes bir parça bir şey verse onlara, ihya olurlar. Bir de yollarda arabalar biraz dikkatli olmasını rica ediyorum. Benim canlarım geçmek istiyor karşıdan karşıya, bir sağa bakıyorlar, bir sola bakıyorlar, zaten çok uyanıklar. Yani kedilere de çok özen göstermeleri lazım, geçerken durdur arabayı geçsinler, aceleleri nedir?

“Hocam ilerde bir dönem, Nobel Barış ödülü alacağınızı düşünüyorum. Hatta bu Nobel Edebiyat Ödülü de olabilir. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz. Ve bu ödülü alırsanız kabul eder misiniz? “ Yani ne zararı var niye kabul etmemek için sebep var? Bir mahsuru yoksa kabul ederiz.

“Hocam, Müslümanların ezildiğini, Türk kardeşlerimizin ezildiğini, onlar hakkındaki detaylı bilgileri sizden öğrendik” diyor. “Doğu Türkistan’ın konumunu da sizden öğrendik” diyor. Size binlerce defa, maşaAllah” diyor. İsviçre’den Bekir kardeşimiz, maşaAllah.

Kardeşim bir kere dünyadan sevgiyi kaldırmışlar, bu çok korkunç. Mesela ben Çin dedim mi aklıma kabus geliyor. Yani dehşet hissi veriyor dedin mi Çin. Yani adamları asan, kesen, gece yarısı evlerinden götüren. Avrupa demokrasisi gibi oldun demokrasiniz dedim, çok şeffaf olsun dedim. İdamları kaldırın dedim. Şakır şakır önüne geleni idam etmek çok korkunç. İran da çok korkunç dehşet verici. Pakistan kabus gibi. Yani insan doğuya bakmak dahi istemiyor o yönüyle. Ne gerek var kardeşim? Sevecen olun,  sevgi dolu olun ne kaybedersiniz? Sevseniz ne kaybedersiniz? Masum, Allah’ın kulları insanlar. Neşeli olsunlar, sevinçli olsunlar. Onlara sevgi sunun, iyilik sunun, sevinsinler. Kedileri de sevinsin, kuşlar da sevinsin.  Bir kedi aç olduğun da bile insan rahatsız oluyor. Hayvan bağırdığın da, canı yanıyor insanın. O huzura kavuştuğun da insan mutlu oluyor. Mesela benim canım misafirim benim. Dünya tatlısı Oburda mutlu olsa, ben acayip sevinirim. Mesela iyi olsun ben acayip sevinirim. Güzel sözler işitsin, iyi şeyler duysun isterim. Yani niye kötü bir ortam olsun?  Niye can sıkıcı şeyler olsun? Onun için sevgiyi dünyaya yaymak ve dünyanın en büyük ihtiyacı olduğunu hissettirmek önemli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin yine kedili içerikli mesajları var size. Hadi kardeşimiz, ismi Hadi soy ismi “İftarifer, Şii bir ailede İran’da büyümüş. Kedisinin ismi de; gece. Kedisi size çok seviyormuş. Sürekli seyrediyor. “Kedim ve ben beraber ikimiz broşür dağıtmaya gittik. Ankara Küçük Esat mahallesinde inşaAllah” diyor. “Dualarınıza muhtacız Hocam. Allah-u Teala size ümmeti Muhammet (s.a.v.)’in başından eksik etmesin inşaAllahurrahman ve İttihad-ı İslam’a bizleri kavuştursun inşaAllahurrahman.”

ADNAN OKTAR: Aferin kardeşimize, kardeşimiz İranlı.

DİDEM ÜRER: Evet İran asıllı, Türkiye de yaşıyor, Hadi ismi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şii değil mi?

DİDEM ÜRER:  Şii bir ailede büyümüş İran’da.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne diyor başka neler anlatıyor?

DİDEM ÜRER: Kedisiyle beraber, broşür dağıtmaya gitmiş. Kedisinin ismi Gece. Küçük Esat mahallesinde dağıtmışlar, “sizin duanıza muhtaç olduğunu” söylüyor inşaAllah. Bir de Allah’ın size ümmeti Muhammet’in başından eksik etmemesi için de dua ediyor ve İttihad-ı İslam’a kavuşmayı istiyor, inşaAllah.

 ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, çok güzel bir haber var, hoşunuza gideceğini düşünmüş kardeşimiz. Bursa da Nilüfer Belediyesi, kampanya başlatmış; “Canımız biricik Hocamızın hoşuna gidebilir” diyor Erdinç Karaçam kardeşimiz, “önce kaportana vur sonra bir dakika dur”  kampanyanın adı. Yani kedilerin kaçmasını bekleyin diye.

ADNAN OKTAR: Ama onunla olur mu? Yani kaportana vur, bir dakika dur, sonra ikramını yap, kedini kap. MaşaAllah. Alsın beslesinler, evlerine götürsün canlarımı böyle hayır sahipleri yazık onlara, çok şeker onlar. Yani en azından sokakta beslesinler, sokakta onlara bir kolaylık sağlasınlar. Belediye de yapabilir kedi evleri, bir şey değil ahşaptan küçük küçük evler yapacaklar hayvanlar girsin içine, soğukta korunsunlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Zafer Afşar kardeşimiz İstanbul / Bahçelievler de 750 tane broşür dağıtmış, resim çekememiş telefonuna kameralı olmadığı için. “Hocama selamlarımı iletiyorum. Kendime ait ama 1 ay önce çalınan kedimin de resmini gönderiyorum” dedi ama gelmedi. Sokakta bulmuş hastaymış kedi veterinere götürmüş iyileşmiş fakat çalındığı için şu an ayrılmışlar ama bayağı bakmış kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Kedi çalmak da çok adice hareket. O sahibine alışmış. İzinle al. Çalmak ne kadar ürkütücü, korkunç bir şey! Hayvanın nereye gittiğini bilmiyorsun. Psikopatın eline de geçmişliği olabilir, bir manyağın eline de geçmiş olabilir. Hırsızlığa, ahlaksızlığa ne gerek var terbiyesizlik yapmaya. İzin al yerin beliyse, yurdun belliyse bak sana kimse bir şey demez, eğer makul normal insansan. Çalarsan, sahibi çok tedirgin olur, ne yaptığını bilmiyor. Belki hayvana eziyet edeceksin sen, belki dengesiz birisisin. Kedi çalmaya diye bir şey yok, çok büyük ahlaksızlık, adiliktir o. Mutlaka izinli ve söyleyerek götürmeleri lazım.

DİDEM ÜRER: Ertan Molla Hasanoğlu kardeşimiz, “Sayın Hocamızın buyurduğu gibi, berber dükkanına insanların bilgilenmesi için yaşayan fosiller standı bıraktık” diyor. “Aslan Hocamıza en derin sevgi ve hürmetlerimizi iletir. Hakkı batıldan ayıran o seçkin ellerinden öperim inşaAllah” diyor kardeşimiz.  

ADNAN OKTAR: Kardeşim dürüst olmak çok kolay. Yani dünya da bak bu kadar sahtekarlığın yaygın olduğunu, bu kadar samimiyetsizliğin bu kadar yaygın olduğunu bilmiyordum. Bu kadar kalleşliğin yaygın olduğunu bilmiyordum. Ya kardeşim Kuran’da, Hz. İsa (a.s) gelecek dediğine göre gelecektir. Sen Allah’a güven sen sana ne. Hz. Mehdi (a.s) gelecek diyorsa Peygamberimiz (s.a.v.), gelecektir. Niye şamata yapıyorsun? Mesela ben, Hz. Mehdi (a.s)’ın dış alametlerini sayıyorum, “tamam, sen kendini anlatıyorsun” diyorlar. Kardeşim bana benziyorsa bir suç değil ki benzemesi iftihar ederim, gayet güzel. Mühim olan benim böyle bir iddiam yok. Büyüklük azamet peşinde değilim ki ben. Ben bir Allah’ın herhangi gariban bir kuluyum. Cahil bir insanım, bilgimi artırmaya çalışıyorum, öğrenciyim, alim de değilim, Hocada değilim, şamata yapmanıza ne gerek var? Bas bas bağırıyor, “sen diyorlar değilsin.” Kardeşim zaten bende Hz. Mehdi (a.s) değilim. Karşılıklı o Hz. Mehdi (a.s) değilsin diyor, bende Hz. Mehdi (a.s) değilim diyorum, karşılıklı atışma tarzında bir şey oluyor. Dünya tarihinde görülmemiş bir şey. Bir insana İslam tarihinde bu kadar çok Hz. Mehdi (a.s) değilsin denmemiştir. Koro halinde Allahualem, köşe yazarları, şunlar, bunlar, herkes “Hz. Mehdi (a.s) değilsin.” Bende Hz. Mehdi (a.s) değilim diye gece gündüzlü yemin ediyorum, iddiam yok diyorum Hz. Mehdi (a.s) değilim diye. Yani Mehdilik iddia etmeyeceğim diye yemin ediyorum. Bir acayipliktir gidiyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın sakalının olmadığını iddia ettiler, böyle bir hadis var dediler. Bunun böyle olmadığını çok kapsamlı izah ettim. Çok samimiyetsiz bir izahtı o.

50 yıldan beri Müslümanları böyle inandırıyorlardı, yanlış olduğunu gösterdim. Mesela “şeddeli lamlar ve mim ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak kişiler, Mehdi ve şakirtleri olabilir” diyor Bediüzzaman, onun hesabını yanlış gösteriyorlardı, ben doğrusunu gösterdim; 2010. 2010’dan çıkartmak istemelerinin nedeni, bize işaret ettiğini düşündükleri için rahatsız oldular, oradan kurtarmaya çalışıyorlar. Sen ne kadar çırpınırsan çırpın, gerçek ortaya çıkar.

“Büyük oğlum Adnan Hocam’ın resmini görünce şunu söyledi; ‘İşte nur, işte karizma, işte yiğit, işte aslan, işte yakışıklı hepsi Adnan Hocam’da, maşaAllah.’ Oğlumun adı Murat Yılmaz” diyor. “İlk görünce benim de maşaAllah nefesim kesildi Hocam çok yakışıklı” diyor, maşaAllah.

“Merhabalar, programınız harika gidiyor. Benim başörtüsü konusunda bir teslimiyet problemim var. Bunu nasıl çözeceğim, bana bu konuda yardım ederseniz çok sevinirim. Ben başörtüsünü indirildiği ayete baktım, fakat Arapça bilmediğimden dolayı ikilemde kaldım. Hımar kelimesi yapı bakımından başörtüsü. Yani baş yok, ben tek başıma ulaşamıyorum. Bu yüzden yardımınıza çok ihtiyacım var” diyor, güzel Melike. Başörtüsü olsa niye çekinelim ki yakışıyor da hanımlara, herkeste başörtüsü olur. Yani biz ayet hoşumuza gitmediği için haşa Allah’ın hükmünden rahatsız olduğumuz için haşa değiştirmeye kalkmadık. Doğrusu bu. Çünkü bak diyor ki onların iddiasıyla ayette; “başınıza mevcut bulunan başörtülerinizdir” diyor. Bir kere kadından bahsediyor ama bu kadının göğsü açık, düşünün kafanızda canlandırın, başında başörtüsü olan bir kadın var, fakat göğüsleri açık geziyor, sokakta göğsü açık geziyor. Ayet iniyor Cenab-ı Allah diyor ki, başının üstünde bir örtü var diyor başörtüsü, fakat göğüslerin açık senin diyor. Şimdi o başörtüsündeki bol kumaşı yani başını örtüp ve taşan o kadar fazla ki, taşan göğsünü dahi örtebilecek kadar geniş, o kumaşı şimdi indir aşağıya ve göğsünü o kumaşla ört. Bu makul mü? Bu, bu işte bazı ehl-i sünnet inancındaki bazı kardeşlerimizin saptırmada ve tevilde nasıl zorlamalara gittiklerinin bir delili. Nasıl inanılmaz zorlamalara gittiklerinin. Bir kere başın üstünde o kadar bol kumaştan oluşan başörtüsünün var olduğunu söylüyorsun ayette. Bir kadın başını örtecek kadar bir kumaşla başını örter. Niye göğsüne vücudunun diğer kısmını örtecek kadar bol adeta yatak çarşafı gibi bir kumaşı niye başının üstünde taşısın bir kadın? Ve bu zaten var olan başörtüsü olmuş oluyor bunun ifadesiyle. Eğer zaten varsa, Allah niye farz kılsın? Varsa vardır zaten. Ve varsa da, o kadar kapsamlı bir kumaşın olduğunu söylüyorsun Kuran’da, başının üstünde taşıyor ve göğsü de açık bir kadın. Bunda mantık kaldı mı? Mantık yok. Baş kelimesi yok, “hımır, hımar.” Hadi diyelim ki, başörtüsü diye geçtiğini düşünelim. Dediğin gibi başının üstündeki başörtüsü olduğunu nerden biliyorsun. Mesela kadının dolabında duran başörtüsü olabilir. Herhangi bir örtü olarak göğsü örtüp örtmek için. İlla bir örtü başörtüsüyle örtülüyorsa göğüs, gider başörtüsünü alır göğsünü örter. Göğüs örtmek için neden başörtüsüne ihtiyaç var. Yani göğüs örtmek için, başka niye herhangi bir kumaş parçası, bir gömlek, bir yelek, bir pardösü veyahut ona benzer herhangi bir elbise veyahut ona benzer kumaştan bir bölüm parça gerekli olmuyor da, neden illaki başörtüsüyle göğsü örtülmesi gerekiyor? Bunda mantık var mı? Amaç göğüs örtmek ama göğüs örtmek için illaki başörtüsü gerekiyor. Başörtüsü olmazsa göğüs örtülmüyor anlamı çıkıyor burada. Bunda bir mantık yok. Bir kadın göğsünü örtmek istiyorsa, yani yana döne başörtüsü niye arasın? Normal makul olan budur. Ben ayeti tenzih ediyorum. Cenab-ı Allah’ın hükmünü tenzih ediyorum. Alır oradan bir gömlek alır göğsüne örter, bir yelek alır örter, bir pardösü alır örter veyahut herhangi bir kumaş bulur, masanın üstündeki örtüyü bulur hiç bir şey bulamıyorsa, alır göğsüne dolar kapatır neden illaki başörtüsüyle göğüs kapatılması gereksin. Son derece mantıksız. Başörtüsü kelimesi geçmediği halde, böyle bir zorlamaya giriyorlar? Halbuki Ahzap Suresi’nde açıkça başörtüsünden bahis var. Bütün vücudu örten bir örtüden bahis var, dolaysıyla başörtüsünden var. Mesela çünkü orada diyor “çarşaflarınızı giyin dışarı çıkarken.” Bu vücudun tamamını baş dahil, ayaklara kadar, kollar dahil her yerini örten bir örtü. Bundan niye bahsetmiyorsun? Çünkü  o işine gelmiyor, nefsine ağır geliyor. Eğer onu savunursa, onu yapması gerekecek. Yapamayacağı için ve yapmayacağı için sanki Allah’ın o hükmü yokmuş gibi ağızlara dahi onu almıyorlar. Duyuyorsunuz siz çarşafı?

CEYLAN ÖZBUDAK: Çok çok nadir.

ADNAN OKTAR: Çok nadirdir, hiç söylemezler, birçok kişi söylemez. Ama ısrarla olmayan bir hükmü söylüyorlar, “başörtüsü, başörtüsü” diye. Halbuki dışarı çıktığında kadın, eğer o toplumda kadınlar namuslu veyahut namusu olmayan kadın ayırt edilemiyorsa hür mü değil mi ayırt edilemiyorsa, yani kadın mağdur oluyorsa normal giyindiği için, öyle bir ortamda, Allah “üstlerine çarşaf alsınlar, belirleyici olarak onları tanıtsın bu kıyafet” diyor ki, “bu azaptan kurtulsunlar, bu acıdan kurtulsunlar” diyor. Ama şimdi mesela biz gitsek modern bir semte, nezih bir semte, böyle bir şey olmaz. Mesela git Florya mahallesine falan hanımlar gayet şık, tertemiz güzel kimsenin aklının ucuna bile gelmez onların değil mi? Yani haşa hani başka türlü bir bakışa sahip olduğunu düşünmez kimse. Ama bazı yerler vardır yani vahşi insanların bulunduğu yerler vardır, kadına karşı hakikaten kötü gözle bakacaklardır, orada kadın mecburen ya çarşafın içine girer veyahut hiç dışarı çıkmaz, kendini göstertmez.

Klas Tv’ye, A9 kanalına bağlanarak Adnan Oktar’la Sohbet Programını yayınladığı için, birçok teşekkür telefonu geliyor. Antalya / Manavgat, Side ve çevresi beğeniyle izliyor. Vatandaştan bu konuda çok övgü aldık Tebrikler bilginize. İyi yayınlar bu yazı Klas Haber isimli maille bu haberi göndermiş. İyi çok güzel, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam arkadaş dolaşırken rastlamış, kedi evleriymiş bunlar.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bakın olmuş. Ya işte bu kadar ama biraz daha ferah olsa, daha iyi olur, daha geniş olsa onlara, inşaAllah. Olur, sık böyle ara ara yağmurdan etkilenmeyecek gibi sokaklara da şık yerlerde yerleştirilse çok güzel olur, maşaAllah.

Şu Beyaz Tv’de bize nasihat veren büyük alimlerle ilgili bir video film vardı. Onu bir seyredelim görelim bakalım.

VTR-Beyaz Tv.

ADNAN OKTAR: Bana, “Diyanet İşleri Bakanlığı’nın kitaplarına göre hareket edelim, ona göre yönlenmeniz gerekir” diyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın eserleri esastır bizim için, ona göre hayatımızı idam ettirelim, diyor özetle, ortaya çıkan manzara bu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Mehtap Babacan kardeşimizin bir size resmi var. “Hocam hayırlı akşamlar kardeşim benden çocuğun resmini kanalınızdan canlı göstermemi rica etti diyor. Ömercan adı ailece sizleri izliyor ve duanızı bekliyorlar” diyor çok şeker.

ADNAN OKTAR: Onu bir babası kulağından ısırsın hafiften ama fırtına gibi bir şey belli, çok yaman, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, hidayet sağlık versin, iyilik bereket versin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ferit kardeşimizde resim gönderdi Hocam. “Canımızdan çok sevdiğimiz Hocamızı çok seviyorlar” diyor. Bunun adı Abdülazim diğeri de Fatima. Siz çıkınca Harun Yahya Hocamız ne zaman gelecek fotoğraflarınıza sarılıyorlarmış, öpüyorlarmış. “Gözümüzün nuru Hocamızı bizde çok seviyoruz” diyor Ferit kardeşimiz Azerbaycan’dan.

ADNAN OKTAR: Ne güzel çocuklar maşaAllah, elhamdülillah nur gibiler. Allah her yerlerini nur kılsın, Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe kılsın Cenab-ı Allah.

Bediüzzaman’ın muhteşem eserlerinden Mektubat. Kardeşlerimizde bulunsun Mektubat. Tasdik-i Gayb-i, Şualar, bunlar önemli temel eserler, Sözler, ünlü Bediüzzaman’in. kardeşlerimizin evinde bulunsun, Kastamonu Lahikası ve Emirdağ Lahikası.

“Saygı değer Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Hz. Mehdi (a.s)’in, 7 erkek gücünde olduğuna dair rivayetler var deniliyor. Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyiz? Saygılarımla.” Mustafa Ersin. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in var.70 erkek gücündeydi diyor. Resulullah (s.a.v.)  çok güçlüydü maşaAllah, elhamdülillah, bütün peygamberler güçlü olurlar, hepsi öyledir maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Can Dündar, Sayın Başbakanın Şanghay beşlisi hakkında açıklaması üzerine bir yazı yazarak; “Sayın Erdoğan” estağfirullah “iddia edilen Ergenekoncu paşaların çizgisine geldiğini” iddia etmiş. “Başbakanın Şanghay beşlisine yanaşmasının sebebini bu ülkedeki hak ihlalleri yapılmasının rahatlığına bağlamış” ve bu şunları söylemiş; “Tabii ilerleme raporu derdi yok. İnsan hakları sicil defteri, demokrasi barometresi, teftiş heyeti yok. Basın susturulmuş, gazeteciler içerdeymiş umurunda değil. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan gibi üyelerle despotizmde akraba sayılırız, ebette bu kampa yanaşacağız” demiş.

ADNAN OKTAR: Bu konuyu açıkladım. Yani böyle bir şeyin tehlikeli olduğunu, riskli olduğunu açıkladım. Başbakan onu iyi niyetle söyledi. Ben onu daha önce söylemiştim, yani Şanghay ekibiyle işbirliği yapalım, İttihad-ı İslam için bunu yapalım dedim ama İttihad-ı İslam’ın zemini kurulduktan sonra, İttihad-ı İslam’ın geçiş aşamasında Şanghay’ın bir faydası olabilir. Yoksa direk Şanghay, mafya örgütlenmesi gibi son derece tehlikeli bir yapı. Yani Türk’ü devletlerin konumu açık. Bunu anlattım detaylandırdım, o da mübarek anlattığım kadarıyla dikkatlice dinlemiş, istifade etmiş, bu yazıyı kaleme almış ama eksik bir anlatım bu.

Evet, dinliyorum Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam şu ekşi sözlük ekibi çok alem, “ayar” kelimesini kullanıyorlar sıklıkla.

ADNAN OKTAR: Bu Beyaz Tv ile ilgili hazırlana videolar. Video filmi yorumluyorlar.

DİDEM ÜRER: Evet, sizin yani onlara nasıl gereken cevabı verdiğinizi anlatacak şekilde.

ADNAN OKTAR: Ama anlattıklarım doğru, belgeler açık.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, dünya hayvanları koruma günü ve haftası nedeniyle örnek bir projeye imza attı. Belediye farklı mahallelere ve farklı mekanlara tam donanımlı 4 kedi evi, 5 otomatik beslenme odağı, pet atık ünitesi ve otomatik suluklar yerleştirdi. İlk aşamada, Nilüfer Organize Sanayi Hipodrom arkası Görükle, Balat ve Ataevler’e yerleştirilen evler sokak kedilerine ev sahipliği yapacak, inşaAllah

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun bak. Belediye diye buna derim maşaAllah, çok güzel tebrik ediyorum. Allah razı olsun. Kedilerin huzuru bizimde huzurumuz demektir. Kedisi huzursuz bir millet, kendisi huzurlu olamaz, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Takvim Gazetesi’nden Ergün Diler; “Neokonların küçük kendi halinde tarihini inkar eden, sorumsuz sınırlı ve iddiasız bir Türkiye hayal ettiklerini ancak olayların hiç de onların istediği gibi geçmediğini” söylemiş. “Türkiye’nin düşüncesini tam aksine gittikçe dinle buzların erimediğini bölgeye tekrar hakim olmaya başladığını, Osmanlı da olduğu gibi, sadece Türk olduğu için değil, herkesi sevdiği, bağrına bastığı ve büyük bir medeniyet kurduğu için cihana hükmedeceğini” belirtmiş. “Bu gidişatı yakında CHP’nin de göreceğini bir Mehdi çıkacağını, bu gidişatı herkese göstereceğini şu anda bu değişimin içinde olduğumuzu herkesin değişimin sancılı ama hayırlı bir süreci olduğunu” ifade etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok mübarek bir insanmış. Çok dürüst ve akılcı yazmış. Çünkü dünyayı, aklına göre insan yorumladığında, hiç bir zaman için doğru teşhis koyamaz. Ama Kuran’a ve hadise göre yorumladığında, dünyaya tam doğru teşhisi koyar ve tarih de o yönde akıyor çünkü. Başka türlü tarih akmaz. Kuran’ın ölçüsü hadisin ölçüsünde akar ve hep böyle olmuş şu ana kadar. Yani insanların tahminine göre tarih hiç gelişmemiş. Hep peygamberlerin dediği tarzda, hep Kuran’ın dediği tarzda tarih gelişmiş. Onun için Kuran’a uymak, en akılcı gelecek perspektifini sağlar, en akılcı teşhisleri sağlar, en güzel yorumu sağlar ve en güzel tedaviyi sağlar.

DİDEM ÜRER: Hocam, İskenderun’dan kardeşlerimizin faaliyetleri ile ilgili mesajları var. “Selamun Aleykum canımız, ruhumuz, bir tanemiz Seyyid Muhammet Adnan Hocamız. Ben İskenderun’dan Mert. Teyzem Emel’le beraber 10 bin adet broşür dağıtımı yaptık. Ailede Sarah ve Emine adında iki yaşlı ninemiz var. Emine teyze ayağından felç olduğu için dışarı çıkamıyor. Ama sizin programınızı izleyip keyif ve huzur buluyorlar. Allah sizden razı olsun Hocam. Fotoğraftakiler yeğenlerim Zehra ve Zeynep. Zeynep’in canı kadar çok sevdiği kaplumbağası” diyor. Teyzelerim Emel, Nuri, Selma ve kehkep.

ADNAN OKTAR: Bu daha da hoş oldu şimdi, bu kaplumbağa efendiyle de tanıştık. Çok güzel Allah razı olsun. Neşeleri de çok hoşuma gitti ufaklıkların, keyifleri yerinde. Ne tatlı varlıklar şu güzelliğe bak, maşaAllah. Dünyanın süsü bunlar, ne tatlı varlıklar. Allah’ın hikmeti bir tane iki tane değil. Kulakları ayrı sevimli, bıyıkları ayrı sevimli, burun ayrı sevimli, her yerleri ayrı komik ve tatlı oluyor. Dilleri ayrı tatlı, uyanıklıkları, yamanlıkları.

Bir mehter müziği dinleyelim, Türkler geliyor. Sonra devam edelim, inşaAllah.

VTR-“Türkler Geliyor” Mehter Marşı.

YASEMİN HANIM: Çok derin bir aşkla sevdiğim, canım bir tanem ile sohbetimize devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bizim milletimizin her şeyi çok güzel. Mesela mehter müziği, dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak muhteşem bir askeri bando. Dünyanın her yerinde var askeri bandolar. Hiç birinde bu mehterin derinliği, gücü ve ihtişamı yok. Acayip bir etki yönü var. Osmanlı padişahlarının mehteri beğenmesinin şiddetini anla ki, hiçbir zaman için oturarak mehter dinlemezlermiş. Mehter mutlaka ayakta. Mesela Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, mehter vururken mutlaka ayağa kalkıyorlarmış. Yani devlet zevatı da ayağa kalkıyor, oturarak mehter dinleme yok. Çok acayip bir şey bu.  Yani mehtere müthiş bir saygı var, sevgi var hakikaten ihtişamı ve ruha etki gücü, görülmemiş derecede. Metafizik bir yönü var mehterin. Ehl-i küffar da dinlediğinde, hakikaten titriyorlar yani mehtere. Moral dümdüz oluyor, moral diye bir şey kalmıyor.

“Kuran-ı Kerim’in yönetim şekli var mı? Şeriat neden yıkılmıştır? Şimdi neden uygulanmamaktadır? Adnan Hocam bizi aydınlatırsa çok sevinirim, inşaAllah. Allah sizden razı olsun.”

Şeriat, yol demek. Kuran vardır, Kuran’ın yolu vardır, Kuran ahlakı vardır. Kuran ahlakını tam yaşıyorsan, doğru yoldasın. Allah’ın izni ile yoldan ayrılmamız, bizim doğru yolda yaşamamız, Allah’ın  “sırat-ı mustakim-(doğru yol)” der. Fatiha Suresi’nde belirtilir. Uhretul vuska Habdullahul metin; Allah’ın kopmaz koparılmaz ipi. Kuran’a sıkı sıkı sarılan, felah bulur. Devlette felah bulur, insan da felah bulur. Koptuğunda, bereketsizlik oluyor. Bizim devletimiz Osmanlı’dan bu yana hep aynı, Kuran ahlakı üzerine hareket etmiştir. Edebe, adaba ve Kuran ahlakına titiz olmuştur. Halen de öyle, mesela Başbakanımızın tavrını görüyorsunuz, Kuran ahlakıyla hareket ediyor. Onun dışında bir yapıyı, bizim milletimiz kabul etmez. Hep Kuran ahlakına uygun davrananları tercih etmişlerdir. Kuran ahlakına uygun davranmayanı, hep kenarda bırakmışlardır.

Şeyma’nın sokaktan bulup, bakıp, tatlılığının artmasına vesile olduğu bir kedisi var. Şeyma’ya da aferin. Aferin aferin benim canıma. O da mutluluktan zaten gözler bak süzülmüş artık.

Didem Hocam dinliyorum.   

DİDEM ÜRER: MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural; “4. yargı paketiyle PKK ve KCK konusunda genel affa zemin hazırlandığını” iddia etti. Ayrıca milletimizin, kardeş olmasıyla ilgili sizin, ‘biz Kürt kardeşlerimizle beraber horon da teperiz, zeybek de oynarız, müzik de dinleriz’ şeklindeki açıklamalarınızın benzeri bir açıklamayla ırkçılığa karşı olduklarını şu sözlerle dile getirdi; “Biz, horonu da benim, delilosu da benim, çepiği de benim, semahı da benim karşılaması da zeybeği de Şeyh Şamili de benim diyerek millet olduk” diyerek konuştu. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, güzel konuşmuş. Ama şefkat yönünü, sevgi yönünü daha çok ortaya çıkaran bir üslup gösterirse iyi olacak. Özellikle bakın altını çizerek söylüyorum, cemaatlere karşı böyle kucaklayıcı, seven, saygı duyan, oradaki güzellikleri gören bir üslup, bereket getirir. Aksinde bir bereketsizlik olur. Bu üslup güzel olmuş, bu konuşma çok güzel.

“ İyi akşamlar Hocam. Her öğretmenin veya bir ustanın kendine has bir yöntemi vardır. Sizin anlatma yönteminizi başarılı buluyorum. İstikamet ve hedef aynı. Her ne şekilde olursa olsun insanın ilgisini çekip emin adımlarla ilerliyorsunuz. Cihan. Saygılar iyi yayınlar” demiş.

“Beyaz Tv’ye cevap olarak hazırladığınız bant için teşekkürler Hocam.” Mustafa Suzan.
Bir daha seyredelim.

VTR-Beyaz Tv.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.  

DİDEM ÜRER: Hocam, Mardin özel harekattaki kardeşlerimiz; “şu an da izliyoruz, Hocamıza selamlarımızı iletir misiniz? Hocamızın duasını bekliyoruz “ diyorlar ve “her mehter marşını duyduklarında, Allah-u ekber diyerek, harekete geçesi geliyormuş kardeşlerimizin.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, koç yiğitlerim aslanlarım benim. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin, Allah her taraflarını nurla kaplasın. Kahpe kurşunlardan kalleş kurşunlardan onları korusun Cenab-ı Allah. Cebrail (a.s), Mikail (a.s) melekleri yardımcıları olsun. Onlar, Allah’ın aslanları, Hz. Ali (r.a)’ın evlatları, Resulullah (s.a.v.)’ın mücahitleri. Allah ömürlerini gani gani bereketlendirsin, güzellik ferahlık iyilik versin, Allah sevaplarını artırsın. Her anları her dakikaları onların bir sevap, her saniyeleri bir sevap. Vatanı bekliyorlar, maşaAllah. Hepsine selam ediyoruz.

Didem Hocam dinliyoruz.

DİDEM ÜRER: Ertuğrul Özkök, kedisinin ölümü vesilesiyle sizin kedilerle ilgili anlatımlarınızı kullanarak bir yazı yazmış; “Kedilerin nasıl sevgi dolu, insanı kendisine çeken, karşı konulamaz tatlılıkta, insanı fetheden hayvanlar olduğunu” anlatmış. “Yavru kedilerin küçük patilerinin küçük ağızlarının boncuk gibi gözlerinin güzelliğinden” bahsetmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ertuğrul Özkök de demek ki, programımızı izledikçe, onunda kalbin de bir inşirah, ferahlık, iyilik oluyor demek ki, maşaAllah. Dinliyorum.

 DİDEM ÜRER: Hocam siz, özellikle köşe yazarlarının sevgiden hiç bahsetmediğini anlatmıştınız bir süre önce, ondan sonra düzenli aralıklarla, tüm bu tarz gazetelerde köşe yazarları, sevgiden bahsetmeye başladılar.

ADNAN OKTAR: Tabii eskiden, bir kısmı, insanları nasıl tahdit ederler, nasıl tedirgin ederler, herkes tedirgin. Sabahleyin “acaba benim aleyhimde yazı yazacak mı, savcılığa gidip ifade mi vereceğim, acaba tutuklamama sebep olacak bir oyun mu oynayacaklar, bir tuzak mı kuracaklar” diye tedirgin olurlardı eskiden bazı gazetecilerden. Her gün gazete haberlerini insanlar korkuyla alırdı. Mesela sabah kalktı mı, hemen gazetecilere koşarlardı ki, nasıl bir felaket var, darbe ihtimali mi var, bir tehdit mi ortaya atıldı, hükümeti yıkmaya yönelik bir söz mü var, hangi gazeteci hangi iftirayı atıyor acaba, gibisinden bazı kişiler için böyle bir tedirginlik yaşanırdı. Şimdi milletimiz huzura alıştığı için, o günlerin fitnesini, o günlerin acısını unuttular. Halbuki unutmamak lazım. Hükümet de unutmuyor gördüğüm kadarıyla, maşaAllah. Hesabının da sorulması lazım, milletimizi böyle korku içinde yaşatmanın, hop oturup hop kaldırmanın sorumluluğunu, karşılığını mutlaka kanun önünde açıklamaları gerekiyor.

“Merhaba Hocam size çok seviyoruz. Ben bir Kürt kardeşiniz olarak ailece sevip, dinleyip, izliyorsak, dinimizden gelen nur ile seviyoruz. Çünkü sen nursun iyiliği güzelliği sizden gördük. Yaşasın İttihad-ı İslam davamız. Huzur İslam’da. Kardeşiniz Necat Alpkaya.” MaşaAllah.

“Sivas’tan iyi geceler. Her zaman olduğu gibi, yine can kulağıyla dinliyoruz. Haber58.com olarak, yanınızda başarılar diliyoruz. Konuklara saygılar sunuyoruz.” Sami kardeşimiz yazmış. Haber58.com. Sivas’ta milliyetçi gençler herhalde.   

DİDEM ÜRER: Allahualem evet.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım Allah başarı versin, maşaAllah.

Fethullah Hoca bize hadislerin gerçekliğini anlatsın. Ve Hz. Mehdi (a.s)’ın şahıs olduğunu anlatsın, sonrada Hz. İsa Mesih (a.s)’ı inkar ettiği kısmı dinleyelim. Buyurun dinleyelim.

VTR-Fethullah Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Bakın, daha önce Hz. Mehdi (a.s)’ı ne kadar kapsamlı, ne kadar net, ne kadar vurucu açıklıyor Fethullah Hoca. Çok muhteşem bir vurguyla detaylandırıyor. Ve “zat” olduğunu, “şahıs” olduğunu söylüyor. Fethullah Hoca’nın, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlattığı videoları bir daha dinleyelim, kardeşlerimiz bu konuları ezberlerine alsınlar, çok dikkatli izlesinler, inşaAllah.

VTR:  Fethullah Hoca Efendi Hz. Mehdi (a.s)’ı Anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Alenen açıkça, Hz. Mehdi (a.s)’ın şahıs olarak geleceğini söylüyor, “Şşahs-ı manevinin başına geçecek” diyor. Şahs-ı manevi olacak demiyor, “şahs-ı manevinin başına geçecek” diyor, lider olarak.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Vatan Gazetesi’nde; “Çin’in kuzeydoğusunda, kuş gibi tüylü bir dinozor türüne ait fosilleşmiş kalıplar bulundu ve bu fosilin, şimdiye kadar kuşların atası olduğu iddia edilen canlı türlerinden çok daha eski bir devirden kalma olduğu ve bu keşfin, evrim teorisini zora soktuğu” ile ilgili bir haber yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Evrim teorisinin zora girecek bir hali var mı? Zaten yamulmuş, ızgara olmuş, pişmiş yutulmuş, dümdüz olmuş. Dolayısıyla, o buldukları fosiller, daha önceki fosiller. Hepsi de evrimi çürüten fosiller boşa çırpınmasınlar.

Ümmet-i Muhammet uykusuz kalmasın, biz gidelim, inşaAllah.


Bu sayfada Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (29 Ocak 2013; 22:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.